!سلام دوستان عزیز
کتابها، مقالات و اشعار این سایت به سه زبان موجود است که همگی نوشتهی من (اوکتای اصلان راه سوم) درخدمت شما هستند
***
Merhaba sevgili ve kıymetli dostlarım!
Bugün, 31 Ekim 2025, siz değerli dostlarıma "Damla, Damla Bal 2" kitabımı sunuyorum. Bu kitap, Divan edebiyatından kırk şiir içeriyor ve Osmanlı hat sanatını öğretiyor.
Ayrıca bu kitap, Horasan (Afgan) bakış açısıyla Türk edebiyat kültürüne dair samimi yorumlar ve eleştirilerle doludur. Eleştirilerimi içtenlikle karşılayacağınızı umuyorum. Bu kitabı bitirdiğime göre, en önemli eserim olan "Dünyanın Afganistan Halkına Karşı Yarım Asırlık Savaşına" başlama zamanı!
Kitap adı:
"NATO, Tüm Savaş Teknolojilerinizle Kaçın, Edebiyat Geldi"
Evet, Afganistan halkı Sovyetler Birliği ve NATO'yu sadece gerilla savaşıyla değil, aynı zamanda edebiyat kaynaklarıyla da yendi.
Edebiyat ve bilgi, dünyada gerçekten rakipsiz güçlerdir. Edebiyat, Afganistan'daki savaşların öncüsüydü. Örneğin: Taliban'ın en az 100 kişilik bir askeri birliği bile yoktu, ancak edebi sanatlar aracılığıyla yüz binlerce Afgan savaşçıyı NATO'ya karşı yönettiler. Bu savaşçılar Afgan halkıydı, Taliban değil! Örneğin: Kuzey Afganistan'daki Özbekler ve Türkmenler, Kuzey Afganistan şehirlerini teker teker ele geçirdiler, ardından başkente yürüdüler, şehri ele geçirdiler, hatıra fotoğraflarını başkanlık sarayında uluslararası basına sundular ve başkenti ve şehirleri Taliban'a teslim ettiler. NATO'nun hataları nedeniyle NATO karşıtı oldular. Hiçbir zaman "Taliban üyesi" olmadılar. Uluslararası basında Taliban olarak gösterildiler. Uluslararası basının cehaleti ortada! Ancak Sovyetler Birliği ve NATO'nun hataları, bu Afgan halkını gerilla savaşçılarına dönüştürdü.
Taliban üyeleri, en az birkaç farklı dil konuşan, bazen yurt dışına seyahat eden, bazen Afgan savaşçılara liderlik eden ve bazen de Afganistan'ın şehir ve kasabalarındaki komşu ülkelerden cihatçı gruplara liderlik eden kişiler arasından seçildi. Başka bir deyişle, bu kitap dünyayı işgalcilerin gerçekleri ve cehaletiyle tanıştıracak. Böylece dünya Afganistan halkı ve Taliban hakkında bilgi sahibi olabilecek. Bu kitap yeni bir üslupla yazılacak. Başka bir deyişle, okuyan herkes, sanki kendisi yazmış gibi benimle aynı fikirde olacak.
Şimdi soru şu: Türkiye'de Afganistan hakkındaki bu gerçeğe inanan var mı? Hayır! Çünkü Türk edebiyat kültürünün halkın günlük yaşamında hiçbir rolü yok. Örneğin, Türkiye'deki siyasi analistler Afganları ve Taliban'ı zihinlerinde oluşturdukları imaja göre analiz ediyorlar. Horasan tarihini hiç incelememişler. Horasan halkının dünya edebiyatından tamamen habersizler. Afganistan halkına bir Ortadoğu zihniyetiyle bakıyorlar. Türk dünyasının tarihini, edebiyatını, kültürünü ve geleneklerini gerçek bir Türk bakış açısıyla asla incelemiyorlar zira edebiyat zayıf. Türkiye'deki en ünlü tarih profesörleri bile bu trajedinin içinde kaybolmuş durumda. Örneğin: Türkiye'deki edebiyat seviyesi o kadar düşük ki, en az "kelime" ile Türk dili yarı canlı yarı ölü. Dünya bu trajediye hayretle bakarken, Türkiye'nin en ünlü profesörü bundan Türk halkını, Osmanlı ve Selçuklu imparatorluklarını sorumlu tutuyor. Oysa bu felaket, sözlerinde ve yazılarında açıkça görülüyor, ancak kendisi bunun farkında değil. Örneğin, Türkiye'de Halk Partisi lideri de dâhil olmak üzere hiç kimse gerçek laikliği bilmiyor ve bahsettikleri "ucube" laikliğin, Aydınlanma Çağı'ndan sonra Batı'da yayılan Horasan halkının laikliğiyle hiçbir ortak noktası yok. Türkiye'nin laikliği anayasanın dört muteber maddesinde yer alıyor, ancak nüfusun yarısına "Laik misiniz?" diye sorduğunuzda, "Hayır, çok şükür, Müslümanız" diye cevap veriyorlar. Türkiye'nin diğer yarısı ise yaşam tarzını laik olarak görüyor. Bu saçmalık laiklik adı altında "tanımlanabilir" mi?
Türkiye, aruz ilminin Araplardan geldiğine inanır, şüphesiz kimse aruzun ne olduğunu bilmiyor.
Türkiye, divan edebiyatını Farslardan geldiğine inanır elbette kimse Horasan Türklerinin edebiyatını bilmiyor.
Türkiye, Gazneli Sultan Mahmud'un Şehname'sini ve Sasani bölgesinin tarihini bilmediği için İran isminin Farslara ait olduğuna inanıyor. Türkiye'de İran adı ve tarihi, herkesin zihnine Fars ırkı ve Fars tarihi olarak kazınmıştır.
Türkiye, Nevruz kültürünü Kürtlere vermiştir nasılsa Türkistan tarihini kimse bilmemektedir. Horasan ülkelerinden gelip Türkiye'de yaşayan biri, Türkiye aydınlarının zihinlerinin Batı'ya, dinî kesimindeki aydınların zihinlerinin ise Ortadoğu kültürüne tutsak olduğunu hemen fark eder. Türkiye'deki her Türk milliyetçidir, ancak kadim Türklerin gelenekleri ve gerçek tarihi hakkında hiçbir şey bilmez. Aslında bilgisizlik o kadar derindir ki, kimse ırksal ve siyasi kimlik arasındaki farkı bilmez.
Şimdi soru şu: Taliban ve Afganistan halkı bu kadar cahillik ile anlaşılabilir mi? Her Türk analistin zihninde Taliban, uyuşturucu satışı ve yabancı devlet yardımlarıyla kendini finanse eden askeri birimlere sahip bir gruptu. Şimdi soru şu: Afganistan'ın her şehir ve kasabasında, Sovyetler Birliği ve NATO ülkelerinin hatalarıyla yaratılmış binlerce savaşçı vardı. Taliban'ın onları kullanması çok "ucuz" ve kolay değil miydi? Onları yönetmek için edebi dilden başka bir şeye ihtiyaçları yoktu. Paraya ihtiyaçları yoktu çünkü Afganistan'daki savaş koşulları onlara maddi kaynak sağlıyordu ve Taliban müdahale etmiyordu.
Gelin bir Horasanlı ile bir Türk vatandaşı arasındaki zihniyet farkını bir başka büyük tarihi olay üzerinden inceleyelim. Ben Adalet ve Kalkınma Partisi üyesiyim ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a çok hayranım. Şüphesiz ki büyük işler başardı. Sayın Erdoğan birçok konuşmasında Hamas'ı Filistin'in kurtarıcı örgütü olarak tanıttı. Türkiye'de herkes alkışladı. Bu hata Afganistan'da, İran'da veya Özbekistan'da bir lider tarafından yapılsaydı sosyal medyadaki sesler sonuçlarını tartışır ve bu hatanın kuşkusuz Türkiye'nin gelecekteki çıkarlarına zarar vereceğini ve Sayın Erdoğan'ı tarihe gömeceğini yazardı ve halk, Sayın Erdoğan'ı ve diğer parti liderlerini yönlendirirdi. Şüphesiz, sağlıklı bir ülkede, halk, liderlerin manevi ortağı olmalıdır. Neden biliyor musunuz? Bakın arkadaşlar, Gazze'de İsrail zalimlerinin elinde büyük bir trajedi yaşanıyor. Bu trajedide İsrail ve Hamas savaş halinde ama Gazze halkı öldürülüyor. Şimdi soru şu: Gazze halkı işkilsiz bu trajedinin tarihini yazacaktır, çünkü ülke ve halkı onlara aittir. Hamas, Batı ve İsrailliler tarafından bir terör örgütü olarak tasvir ediliyor ve Sayın Erdoğan onu Kurtuluş savaşçıları bir örgüt olarak sunuyor. Tarihsel olarak, Hamas'ı tarihe yalnızca Gazze halkı sunabilir. Şimdi soru şu: Gazze halkı Hamas savaşçılarından memnun mu?
Şüpheliyim! Çünkü savaş zamanlarında her savaşçı kendi kurallarına göre hareket eder ve başkalarına nefret aşılar. Bu gerçeği Afganistan savaşlarında gördük. Örneğin, Abdurraşid Dostum, Türk analistlerin gözünde bir Özbek kahramanıdır, ancak gerçekte Afganistan Özbekleri için büyük bir felaketti ve Kuzey Afganistan'daki Özbeklerin çoğu, savaşçılarının kötü eylemleri sonucunda savaşçılarından kurtulmak için kuzey Afganistan'ı Taliban'a teslim etti. Raşid Dostum Türkiye tarafından destekleniyordu. Şimdi bana cevap verin, Tarihte Raşid Dostum ve Türkiye'nin desteğini nasıl tanımlamalıyız? Gazze halkı Hamas'tan nefret ediyorsa, on binlerce şehidin sorumluluğu İsrail, Hamas ve Türkiye'nin omuzlarına yüklenmeyecek mi?
Ayrıca kitaplarım, acı gerçekleri ortaya çıkaran ve Türk halkını uyandıran onlarca yeni hikâye içeriyor. Türk hükümeti benimle iş birliği yapıp kitaplarımın yayınlanmasına izin verecek mi?