Damlayan bal
Damlayan bal
Kırk gazel şiirinden oluşan ve Osmanlı alfabesini öğreten Damlayan bal kitabı, Türkiye'nin saygın halkına ve Afgan dostlarına bir Oktay Aslan hizmetidir.
Kısa bilgi!
Ben Dari Farsçası ve Özbek Türkçesi şairi ve yazarı Oktay Aslan Rah Sevum.
Türkiye'de Türkçe eğitimi almadım ama yarım asırlık iki dil deneyimim bana Türkiye Türkçesi yazma cesaretini verdi. Özellikle Özbek dili Türkçede iyi ortağımdır.
Afganistan halkı için 22 adet iki dilli şiir ve roman kitabı yazdım, sosyal medya için de onlarca makale yazdım. Kırk aşk şiirinin yer aldığı bu kitabı Türkiye'nin şerefli insanlarına hediye etmekten büyük mutluluk duyuyorum. Şiirler gazel şeklinde yazılmıştır. Türk Divan edebiyatında ve Dari Fars Divan edebiyatında gazel şekli, Türklerin diğer halklarla, özellikle de Farslarla olan ortak tarihimizin faydalarından biridir. Şüphesiz gazel şiiri Divan edebiyatın en güzel ve en zor şiir türüdür. Unutmayalım ki Divan Edebiyatı şiirlerinin başlangıcı Türklerin Türkistan'daki çadırlarında şekillenip Horasan'da olgunlaşarak Türk padişahlarının saraylarında ilk şiir tarzını oluşturmuş ve buradan İran, Orta Doğu, Hindistan ve Anadolu’ya yayılmıştır. Orta Doğu'da "Aruz İlmi" olarak Araplara tanıtılmış ve Irak üslubunun doğmasına neden olmuştur. Divan edebiyatında ilk nazım üslubunun Horasan üslubu olduğunu unutmayalım. Bu tarihi hakikat biz Horasanlıların elinde büyük şairlerin divanlarıyla ulaşılmıştır ve bunu kimse inkâr edemez, reddedemez çünkü güneş ışığı gibi apaçık bir hakikattir.
(Maalesef Türkiye'de bu gerçeğin tam tersi geçerli. Belge istesek kimsede kanıtlayacak belge yok)
Gazel formatındaki şiirlerde güzellik ve tatlılık ön plandadır. Bu şiir türünde balın ve kaymağın verdiği lezzetti gibi kelimelerin dansı okuyucuya mutlu bir ruh hali verir. Çünkü her kelime kendinden önceki kelimeyle, sonraki kelimeyle ve şiirin hikâyesiyle aşk oyunu oynamalıdır. Gazel şiirlerinin formatı şairi kelime rezervinin tamamını kullanmaya zorlar. Şairin hafızasında kelime bankası olmalıdır. Örnek: Mevlana Celaleddin şiirlerinde en az üç milyon kelime kullanmıştır. Şimdi soru şu: Edebiyat divanının şairi olan bu büyük şahsiyetin hafızasında kaç bin kelime vardı bin mi? İki bin mi? Beş mi yoksa...
Bu şair yüzlerce yeni kelime icat etmiştir, örneğin: Tebriz. "teb" ve "riz" dalgaların dökülmesi anlamına gelir. " Şems el-Hak Tebrizi" Allah'ın nurunu dalga şeklinde dökülmesi anlamına gelir.
(Bir edebiyat sanatı olan Şems-i Tebrizi, ne yazık ki Türkiye'de bu edebiyat sanatı Azerbaycan'ın Tebriz şehrinden bir şeyh olarak tanıtılmıştır.)
Gazel formatındaki şiirlerde kelimelerin dansıyla edebiyat en üst düzeye ulaşır, çünkü insana haz veren gazel şiirinin her satırı hazla birlikte insanı düşünmeye de sürükler. Edebiyat Divanı'nın sözlüğünde beyaz ve siyah renk yoktur, renkler belirsizdir ve her rengin gerçeği düşünerek bulunmalıdır.
(Not: Bütün şiir ve yazılarımda Türk hükümetinin resmi dil ve edebiyatının kabul ettiği kelimeleri kullandım.)
Kuşkusuz her şiirde toplumda pek rağbet görmeyen sözcüklerle karşılaşırız, öte yandan her dizede sözcüklerin dansının şiirde kendine özgü bir anlamı vardır. Gazel şiirinin bu özelliği insan edebiyatının güçlenmesini sağlar.
Divan edebiyatı öğrencisiyim. Bu kırk gazelde Divan edebiyatının gereklerini yerine getirdim mi?
Bilmiyorum, Tanrı biliyor!
Bu sorunun cevabını şüphesiz Türkiye'nin çok saygın ve aziz insanları verecektir. Bu kırk gazelde başarılı olursam bu başarı bana cesaret verecek ve ikinci kitabımda bu cesaretle kelimelerin dansını daha karmaşık hale getireceğim ve Türkoğlu Türk, Dari fars edebiyatının büyük şairi "Bidel'in" sanatını kullanacağım. Yani, her romantik şiirde, sone ‘ye iki, üç veya daha fazla sosyal mesaj ekleyeceğim.
Kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Latin alfabesiyle kırk şiir yazılmış, ikinci bölümde Osmanlı alfabesi öğretilmiş ve bu eğitimde kullanılmak üzere iki alfabeyle yirmi gazel yazılmıştır. Şiir hizmetlerinin de yer aldığı uygulamam aynı zamanda Osmanlı alfabesinin öğretilmesine yönelik bir hizmettir. Öğretme yöntemim özeldir çünkü öğrenci rolünü üstleniyorum ve her iki alfabenin mantığını ve sırlarını kendi tecrübelerime dayanarak öğretiyorum. Unutmayalım ki Divan edebiyatı şairleri Divan edebiyatı kültürünün baskısından dolayı dil bilimi alanında yetenekli öğrencilerdir. Osmanlı alfabesini öğrenmeye meraklı arkadaşlar, bu alfabenin sırlarını ve mantığını basit bir şekilde öğreteceğime sizi temin ederim.
***
1
Damlayan bal
Ey sarban yavaşça yürü canımdan can gidiyor
Kalbimin damarlarından kırmızı kan gidiyor
Terk edildim güzel gülden çekiyorum acıyı
Kervanda o gül vardır senle sultan gidiyor
Sedirin aşkı yüzünden deliriyor us aklım
Yalnızlığın zehrinden şöhretten şan gidiyor
Mutsuzum gedme lafı diyemedim o güle
Yavaş yürü ey sarban kalbimden kan gidiyor
Kafamda bir yangın oldu aşk ateşten bu yangın
Bütün öfkesiyle kaldım aşktan Kağan gidiyor
Göğsümde o dilimde düşünsem ‘de ne çare?
Geri dönmez gözlerimin üstüne o, senle o can gidiyor
Kaos ve çığlıklarım gökyüzünden iniyor
Geceler sabaha kadar gözden akan gidiyor
Ruh bedenden ayrıldığında kalamaz huzur bedende
Ne yapayım ey Allah'ım candan canan gidiyor
2
Evlerinin ışıkları yanıyor
Hasretinden ciğerlerim kanıyor
Bu konumda nasıl dirensin Yürek?
Bana karşı hasımı yar sanıyor
Bana bakan deli deyip bakarken
O zalimden sonbahar boyanıyor
Dinle beni ey felek dertlerimden
Bana zalim düşmanı savunuyor
Direk yürek evlerinin önünde
Titreyen o çünkü ona yanıyor
Bu durumda ne yapmalım ey felek?
Bana zıt o hasımı beğeniyor
3
Sen ki benim ruhumsun sevdim seni bir tane
Aşk akıntı kalptandır misk amber meyhane
Bu aşkın tohumu yürekten sevgi saçar
Bu kalpten yansıma sen Yıldız Ayım efsane
Azgın tutmak maharet aşk dolu azgın kalpte
Aşktan cümle kurarsam o sevmektir Dürdane
Rana’nın zirvesinden aşk gülü bana gelsin
Rüyasından hastalanan bu yürektir mestane
Ela renkli gözlerin Allah'tan bir lütuftur
Sarhoşum Âşık sana sen güzelsin bir tane
4
Günah zincirinden çıkar çünkü aşk mey saçıyor
Çizgiler karışıktır aşk güzeli seçiyor
Bir iki kadeh kaldır mutluluk bize gelsin
Aşktan Enstrüman çal ruh hep plan biçiyor
Seni sabaha kadar hep şansımdan aradım
Gel sen vefa yuvama gecem ümit saçıyor
Aşk yolunda yakınlık kutsal tanrı fermanı
Seni ruhumdan gördüm sensiz ömür geçiyor
Gözyaşıma bakarsan kırık bir kalbin malı
Gönül yoldaşı aşktır aşk hep çiçek açıyor
5
Bahar geçiyor gülüm gel sen aşkı seçalım
Aşk şerefle birlikte cennete biz uçalım
Bilinçliden dolayı yürek seni istiyor
Aşka tapmış bu sarhoş aşkla bahtı açalım
Aşk yaşamı Firdevs'tir iki yürek içinde
Fantezi alanında Cennetten gül seçalım
Tutuştur ateşi sen ki aşk perdeyi açmış
Flört zamanı şimdi aşk bahçeye uçalım
Fıstıkların şekeri o dudaklar bal satar
Param yalnız canımdır gel bu yolu seçalım
Hicran zamanı bitsin aşk için havas gelsin
Ben canı aşka koydum aşk bahçeye kaçalım
6
Vefa şarkısı çalmaz aşk esinti olmasa
Bahar Agresif olmaz aşk sevgiden dolmasa
Deniz dalgası bilir Aşık’ın sevdasını
Fırtınaya teslim o aşk rahîm kılmasa
Güzel bülbül çiçeği bir hevestir yüreğe
Bir gurur rüzgârıdır gülbaharda solmasa
Göğsümün iç çekişi siyah bahtın hüneri
Çılgınlığımın sırrı şans yaşımı dolmasa
Ey gençliğimin zulmü bırakmadın bir çiçek
Gül arayan zavallıyım ölürüm yar olmasa
7
Lale tarlam yandı gülüm yanımdan gitti
Gülsüz oldu revanim bahar kokusu yitti
Müjde haberi gelmez ümitsiz esintide
Üzüntüm çiçek açmış Istırap bunu etti
Bağlantı kurmak için dilemek dilek olmuş
Nefes alamıyorum ümidim toptan bitti
Yükselmiyor sedir ham hayalim içinde
Çalıyor ümitsizlik bu hayal incitti
Aynanın yansıması siyah bahtı yansıtır
Derdim büyüktür Allah sevdiğim gülüm gitti
8
Çevikliği yakalayan kalp derdidir rüzgârda
Huzursuz ruhum olmuş kışı veren baharda
İç çekişim acıdır akşam şafağa kadar
Umutsuz yüreğimle balık oldum kavar'da
Herkese Nevruz günü yalnız çiçeksizim ben
Gece yıldızım nerde? Baharda günüm karda
Ayrılık acısıyla besleniyor yüreğim
Hicran gecelerinde ruhum sıkışmış darda
Yeryüzünden yükseldi figanımdan acılar
Bıraktı ümit beni düştüğüm yer gaddarda
9
Münzevilerin içinde dünyadan boşluk vardır
Ben ki aşka tapanım aşk bana giriftardır
Menekşe hasretinden nefesim kesiliyor
O ki benden anlamaz anlasa nefes yardır
Gelmezse aşk vizyonla hayat hikâyesizdir
Olmasa seher mumu yaşam gülsüz Gül’zar'dır
Bir fincan mey hayattır içelim yaşam diye
Hayatın bardağı aşk çünkü güzel Gülnar'dır
Sarhoşun türlüsünü aşk çemeninden gördüm
Hazan sertinde ağaç kurduğu bahardır
10
Hayat baharı ey gönül kuyumcu efsanesi
Hazinesinde aşk olan sevginin meyhanesi
Kalpleri tatmin edecek dostluk ağacı dikelim
Mecnun'a gülleri serpen bu kalbin şahanesi
Nesrin gibi bu bülbül yüz çiçek gül taşıyor
Aşkla sana tapandır bu aşkın divanesi
Aşk ayak öpücüne ulaştı âşık yürek
Kalp kapıda her zaman aşk vardır bir tanesi
Bıktım kuru sözlerden aşkla Kelemler olsun
Aşk rüzgârın kokusu yaşamın meyhanesi
11
Mutluluğun cevheri her zaman senle olsun
Çiçekler gibi her yıl misk kokudan dolsun
Kafamızın içinde aşkın düşüncesi var
Bu rüzgâr her geçen gün altın mücevher bulsun
Senin caziben olmayan her güzel göz bir hiçtir
Gözyaşı mücevheri bu aşka senle gülsün
Şafak vakti hayali aşkın esintisidir
Bakışların Cihangir derdi ruhumdan yolsun
Ayrılık cezasında yeterince yaşadık
Aşkın coşkusu güzel güzel etkiden dolsun
12
Fikrini unut ey yar sözünde ihanet var
Tanık şirin gözlerdir sonunda ahiret var
Suskun fıstık şekere bu yürek feda olsun
Anla sen bu nimeti dürüstlükte lezzet var
Âşık kanı kadehten kendi caninden içer
Görünüş cilvesinden değerli saadet var
Sarhoş nergis gözlerin yüreğimi okşuyor
Kötümser olma canım belki aşka nimet var
Soygun öpücüklerden arınsın dudakların
Gül suyu tedavisi aşkta hassasiyet var
13
Hüzün acısından damağım zehir oldu
Aşksız oldu hayatım baharım karla doldu
Mutlu o günlerimin çağrısını hatırla
O günler Geri gelmez sensizlik saçı yoldu
Gözlerimin önünde sürekli tasvirin var
Nehir olmuş gözlerim güller bahçede soldu
Ah kusura bakma sen aşk benim imanımdır
Güneşsiz her güzellik civan olmadan öldü
Yaralı bu yüreğim önünde kalkan olsun
Gel gülüm bu yüreğe hayatım zehir oldu
14
Kalbindeki düğümü çöz aşka selam ver
Yaşam incisi aşktır aşksız derbeder
Hiçbir mühendis çözemez aşk düğümünü
Sevgi nezaket şartına bağlılık cevher
Aşk rüzgârı sürdü bizi sıraya girdik
Ruhu birleştirdik aşktan aşk kendi yaver
Hala tatlı dudakların özlemi aşktır
Aşk rüzgârı estir bana sana ben çaker
Her akşamda parlak şimşek uçuyor benden
Aşk rüzgârı tomurcuğun tümünü sever
Tezahür olmuş çehreye bakma sevgilim
Aşkla giyinmiş tabiat Değerli gevher
15
Acımıza çare yok gel birer cam içelim
Aşk ilaçla azizim yeni hayat biçelim
Hayat mudarebede ruhumuzu Yıprattık
Aşkımız ki sermaye gel bu aşkı ölçelim
Ruh, kalp, kadeh şarap bu yolda elbisedir
Acı çekilmez bizden inadına içelim
Cevahir başımda Taç akıl esintisinden
Mücevher ki aşktır gel bu yola geçelim
Hayat arayan bizler öpücük pahasına
Özverili adalet ümit gömlek seçelim
16
Bencil olma sevgilim aşk ki kutsal kurumdur
Gözlerin aldatması sihirli uçurumdur
Rüzgâr esse saçlara sarhoş ediyor beni
Kaşlarının sunağı aşk bahçede konumdur
Aşkın panosunu, seviyorum hayatta
Vizyon cazibesi sarhoşludan yorumdur
Aşka ilgimiz varsa kıştan bahar yaratır
Birlikte içmek için bir kavanoz durumdur
Açgözlü kalptan gelse eğlencedir hayatta
Çünkü aşka tapınmak sevdalı bir burumdur
Ay güneş ışığında bana aç aşk yüzünü
Parlayan o gözlerin bu hayatta yurdumdur
17
Ah sessiz rüzgârım mesaj ilet Nigar'a
Şeker kökenli çiçek göz atsın sarhoş yara
Vefa esinti aşkta bal kaymak tatlıdır
Mest olmuşum bu aşktan eğilmiş baş Gül’zar'a
Gül suyu bardağından aşk ki şerbet içmiştir
Cana yoldaş olması bir çiçektir bahara
Pembe yüzlü ey bahar unuttuğunu söyleme
Hikmet hesabında var ilet mesaj Nigar'a
Can sıkılan Âşık’a kar beyaz ölüm olur
Haber gelmese yardan av gelmez şikâra
18
İşaret isteyen kalbim vefa kokusu nerde?
Gelmedi yardan haber aşkın türküsü nerde?
Yumuşak tatlı lezzet gülümse gelse yardan
Dansa inse dudaklar hayat öyküsü nerde?
Üzgün olduğum hâli soylayamam kalbime
Şair perdeden sevdi aşkın dokusu nerde?
Dikenlerden korkarsam çiçek eteğe gitmem
Bir canimi bin yaptım başka tutkusu nerde?
Sonuçsuz çileciliğin soğuk havası kokar
Aşk sıcağı gelmedi hafif uykusu nerde?
İki lebi gülistan bal sunun çeşmesi
Hayatimi kaydırdım sevgi kokusu nerde?
19
Boğulan kalp hikâyesini anlataca'm acıdan
Dinleme sana kalmış dökülür yaracıdan
Güzelliğin kıvılcımı almış beni bahardan
Kalpten gelen bu hadisat gülü vermiş bağcıdan
Göz suyumun dertleri, dinmiyor aşk yüzünden
Çiçek bahçelerinde duyulan aşk acıdan
Aşk yolundan zavallı hazinem hayâlarımdır
Ölümcül hale gelmesi bu durumum avcıdan
Aşk şarabı acı imiş bana versen ne olur?
Kalbimin nazik yerine aşkı versen bağcıdan
20
Sınırları aşan coşku sabrımdan geçti canan
İhsan'ın gözleriyle bak bana şirin sultan
Bu derdin okunması canan için kolaydır
Gelmedi senden haber bu hayat oldu yaman
Sevmiyorum yaşamı sensiz bu macerayı
Aşktan vermedin gülü çiçeksiz halim duman
Dost olmadan olmaz huzur susadım ben aşk için
Ne faydası var söyle, bana bakmazsan han
Ektiğim aşk toprağına iki gözümden akarsu
Geriye dönüp bakarsam hikâye olmuş o an
Çaresiz derviş yaprağı bahardan düşmüş toprağa
Öyle ki buluşmaya can suyu vermemiş kağan
Hayat zinciri vahşi fırtınalı bir durum
Bu derdimden acıyın baş eğildim sultan
21
İstersen derdi duymak koy göğsüme başı
Duymasan acıları at göğsüme taşı
Özlemin şarkısını dinle yürek bağından
Aşk işini anla sen kaçırma göz kaşı
Hüzün toplamış duman yağdırır kara karnı
Yorgun başıma vurmuş göz akıtır yaşı
Havandaki ışığı özlemişim aşk için
Sonsuza kadar yoktur istersen sen savaşı
Ey tatlı çiçek gülü vefa yoluna ver sen
Berrak mavi gökyüzü versin aşk için başı
22
Sınırı aştı coşku sabırlı hal kalmadı
Onsuz hayatım duman aşktan bahar almadı
Dost olmadan huzurum ruhuma taşı vurdu
Susadığıyım aşktandır çileli dağılmadı
Deli oldu bu coşku bir gülün kokusundan
Tanıdık buluşmaya baht talih salmadı
Ya ateşe ya suya söyleseler derdimi
Bulut ağlar halime iblis derdi çalmadı
İhsan'ın gözleriyle bakmıyor gül ne eylem?
Ümit kırıldı aşktan durumdan ders almadı
23
Ay mı yoksa gün mü yüz gecelerime deva
Fıstık dudaklı bu kız yaratmış güzel hava
Kötü sözü söylemez sima peri yüz olsa
Sır ağacı güzelde aşk söyletir neva
Konuşma ustasıdır yürek olursa Papa'an
Aşkta yalanım yoktur tatlı bal budur sevda
Ateşe tütsü aşktan arzularla attım
Günün şiddetli aşktan başımda kızgın tava
24
Hoş bir rüyada Nigar altın bir tahtta gördüm
Titreyen söğüt gibi güzele bakıp durdum
Aklimin Kuyruğuna zevki verdim aşk diye
Zekâmın kuşu öttü o an ben hayal kurdum
İki yana saçları yavaşça savurulmuştu
Çiçek açmıştı nergis ruhumdan aşkı sordum
Parlak ışığın nuru parlamıştı gözlerden
Sanki güneş gelmişti bahtı takdirden kurdum
Tepeden tırnağına tatlı bir çiçek idi
Ama rüya imişler kendimi yasa sürdüm
25
Yürek ısıtan rüzgâr taze tazeden söyle
İyi huylu ey dostum aşk beşiğe bele
Fetişle bir bahar yap aşk bostanı türesin
Göğsümün isteğini Tanrıdan bana dile
Ömür boyu uğraşta aşk için cebelleşmek
Hayat buna bağlıdır her zaman ömür öyle
Kim bulmuş aşksız huzur dertli çarkın içinden?
Köle oldum ben aşka aşk hançeri bile
İnsaniliğimin yolu aşk yolundan geçiyor
Bir elek güller ile aşkı başıma ele
26
Misk Zülfü’n virajından yürek ister sava
Geceleri yuva arayan, kuş misali bir neva
Kapana kısılmış, açgözlü aşk bu yoldan
Mest danstan zülfüne, duşmuş bu aşktan hava
Sabır gemisi deniz üzüntüsünde
Bu fırtına bitmez, gam hanede şekvası enva
Kalbim gül gözlerine, dans eder meyhane diye
Bir gülümseme gelse, sıcaklığı deva
Kızdırmış yağ aşktan, hasret çekiyor yürek
Sensiz hayat duman, gençlik bülbülden sava
27
Çaldın gözlerden uyku ey vefasız, vefasız
Kırdın Kalbimi Neden? Huysuz bencil koydun iz
Sensiz hayat haram ey gençlik arzusu!
Aşkım sihirli füsun sensizlik soğuk ayaz
Benzersiz oldum senden başsız hayâlarımdır
Yakup'a gel Yusuf'um sedir ağaç huysuz
Aşk senden su içmiş aşk çiçeği elinden
Cilvenle yürüyorsun yaptıkların olmayan öz
Aşkımı tefsir etme olmaz herkese esir
Yalnız sana köle o anlasan bu şirin söz
28
Kendinden habersizsin perisin kırmızı gül
Bakışın seher gibi bülbül dünyasına sümbül
Gül suyundan daha hoş kokulu bir ambersin
Herkesin burnuna misk kokulu Akgül
Bu Lal'ın dudakları Elvan'a nektardır
Gül bakış dokuları aşk bahçeye ödül
Her şeyin en güzeli yakışır bu periye
Dudaklardan yansıma gülücükler makbul
29
Gözlerindeki kahkah’ sıkıntının ilacı
Sevgini inkâr etmez vermez kimseye acı
Sevgili olanların esaret altındadır
Aşk ki yaratıcıdır lezzeti kendi bağcı
Seni Tutma Tutkunun sorunlu Kalbe benzer
Her gece karahindiba başımın güzel tacı
Ta ki senin haberin neşeli bu bedende
Pencere açılıyor aşk kendisi savcı
30
Belki gelir yazıya gül olur yar gül olur
Yâri görsem tutulur, tutulur dil tutulur
Duşmuşum aşk denize divane gezer aklım
Şafak sokmaz olmasa yar, Burulurum Burulur
Kazın derin Mezarı eğer ki yar gelmese
Yalnızlıktan Korkulur, Korkulur yar korkulur
Evine vara geldim usandım ben usandım
Her an ki yar olmasa dünya durur durulur
Elkızını kendime yar sandım düşünmedin
Kalbime hançer vurdu sorulur bu sorulur
31
Yüzünün girdabına atıldım bir gizemden
Söyle bana bu sırrı bak Hale göz nemden
Âşık
Şerbet içirir bu sır yaşama ömür verir
Kırmızı gül o aşktır güzelliği erdemden
Sevgili
Açılmış güzel çiçek Kalbime gülü vermiş
Gülümse yansıması bade vermiş semden
Âşık
Dudak denir bunu, çeşmesinde şeker var
Leb dudağa koyanlar nefessiz olur demden
Sevgili
Eteğine bayıldım, söyle bana ne gizli?
Altında çiçek var mı? Lütf’ buyur sen keremden
Âşık
Pembe beyaza yakın kokulu güzel gül var
Kokudan zevki alsan öpersin sen haremden
Sevgili
Her yanım gülistandır Tanrı'nın sanatı
Son makamım annelik bakarsan kul cemden
Şimdi buyur sen anlat kadın cinayetini
Erkek Erkek olmasa anlamaz bu gizemden
Sevgili
32
Kirik kalbim ağlıyor el uzatsan ne olur?
Sen ki artık içimde aşkı tatsan ne olur?
Hayat'a ben küsmüşken peri gördüm dirildim
Viran olan gönlüme sevgi katsan ne olur?
O kadar dert çektim ki alıştım ben dertlerle
Sen da bu aşk dertlerle bir kez batsan ne olur?
Bensiz olan bu kalbim insafsız ki acıyor
Sana uçmuş kuş gibi bana atsan ne olur?
Eski zamandan biri aşk yarası derindir
Yaralı bu kalbimde aşkla yatsan ne olur?
33
Sihirli gözlerine kurban olurum
Düşmüşüm ateşe susuz bu durum
Gel da gözyaşımı sil, bari bari
Akarsu Gözyaşımdır metin ’siz yorum
Aşkınla yanmışım dert gurbet elde
Narin’e atılmış aşktır bu kurum
Seviyorum demek olur mu dilde?
Yasaktır aşkta geçersiz sürüm
Ölürüm gözlere bu peri yüze
Çaresiz çektim gamı aşktır bu durum
34
Görmüşüm sevmişim nadim ne çare?
Yanarım bu aşka düşmüşüm biçare
Çaylağım bilgisiz bakarlar Toya
Acemi bir kuşum metin ’siz ibare
Asi o gururlu tatlı bir kadeh şarap
Kadersiz fakirim takdirim avare
Gündüzüm her dem inmiş bana gam
Tanıktır gözlerim geceli Yar'a
İsterim ben onu yüreksiz bir ateş o
Bakmıyor bu hale erimişim biçare
35
Gece gündüzüm her dem ruhuma inmiş gam
Tanıktır bu gözlerim yaşamın Meyvesi ham
Olmaz güvercin yürek uçarsa geri dönse
Yaşanmaz kışta bahar üşüyorum bu dram
Asi gururlu fena yaptıkları hep günah
Yüreksiz bir ateş o hünerden büyücü kam
Ben ki günahsızım ben kuşku duyan hep o gül
Şahit bu kış yüzümdür gözlerim nem bednam
Geçiyor tatsız ömür doluyor boşalıyor
Akarsu gözyaşımdır tatlılık bana haram
Çaresiz gideceğim o gülden uzaklara
Toplanmış hatıralar bilmiyor budur dram
36
Renksiz olan bu yüze her nefeste ne oluyor?
Kayıtsız kalmayan hayatta aşk derdime kim gülüyor?
Her gece şeker özlemde kalbimin hırsızı kimdir?
Gecenin esasisinden gül ağacı kim suluyor?
Gösterecek yürek yok mu? Kimse şüphelenmiyor
Bir gül sevdim ateş o bu kalbimde ne oluyor?
Aşk şeker onun balı harika bal kudret
Bir aşığın nezaketi aşk dolmasa ne doluyor?
Aşkım pürüzsüz basit nitelikler denizi
Aşığı aşktan bakmasa aşksız erden ne buluyor?
37
Öpücük talep ediyor kırmızı gül dudak
Yakışmış bu leb sana yapıyor ruhu sıcak
Bahar çiçeği gibi bu aşkın sevgilisi
Sıcak yanan bir ateş yansıması berrak
Düştüm tuzağına yaprak bu kalbi verdim
Gecenin bir yarısı döktüm gözlerimden bak
Aşk şarabı dağıldı gecenin damarlarına
Kalbim göğsümden çıktı sonbaharla yaprak
Her günüm gece olmuş siyah saçların gibi
Kabak başıma düştü zehir hayatim konak
38
Yıldız çıktı ve battı şafak söktü gelmedin
Işık dağıldı zalim zalim gözle bilmedin
Gecenin eteğine gözyaşlarım döküldü
Aktan geldi tebessüm gözyaşımı silmedin
Rüzgâr seni gökyüzünde hatıra bir dert yapmış
Çizgi çizdi dertlerle takdir olup gülmedin
Renk kederden sıçradı gecenin rengi ile
Öldüğüme buyursan zaman sırı bilmedin
Çaylağım ben bu aşka Bakarlar yaban Toya
Yıldız battı şafakta dert ilaç le gelmedin
39
Bir damla gözyaşı gibi bıraktın gittin
Bahtım yandı bu kadar kara bahta çaktın gittin
Aşkın sayesinde kurtulmuştum geceden
Karanlık rüzgâra verdin geceye taktın gittin
Ağır bir taş kalbin var oynadın çocuk misali
Aşkıma çivi vurdun canıma kaktın gittin
Gözlerimden kayboldu sensiz güzel günlerim
Göz yaşlara bakmadan bensiz aktın gittin
40
Sen da artık içimde aşkı tatsan ne olur?
Bu kalbim tamir ister el uzatsan ne olur?
Ben hayata küsmüşken gördüm sen aşk mabedi
Viran olan gönlüme sevgi katsan ne olur?
O kadar dert çektim ki alıştım ben dertlere
Eski yaradan biri aşkı tatsan ne olur?
Kalbim katlanmış acıya insafsız o acıyor
Yaralı bu kalbimde aşkla yatsan ne olur?
***
Damlayan bal
İkinci Bölüm!
Değerli dostlar, Bu kitapta Deneyimlerimi Türkiye'nin saygın insanlarına Osmanlı alfabesini öğretmek için kullanmak istiyorum. Üniversitelerde şüphesiz Osmanlı yazısına ilgi duyanlara hizmet etme çabası var. Benim öğretim yöntemimde başka bir üslup olduğunu düşünüyorum. Çünkü üniversiteler bu hizmetleri "öğretmenlik" kurallarıyla sağlıyor ama ben "öğrenci" rolünü oynuyorum. Bu kitapta alfabenin mantığını ve sırrını öğretiyorum, ikinci kitapta ve diğer kitaplarda ise ayrıntılara giriyorum. Bu kitap dikkatli okunursa Arapça, Farsça ve Osmanlı Türkçesi alfabeleriyle yazılmış cümleleri bilmek mümkün olacaktır.
Hayatın bana öğrettiği tecrübeleri kullanarak pratik bir şekilde öğretmek istiyorum. Divan kültürü ve edebiyatı öğrencisiyim. Divan'ın edebiyat kültüründe "ezber" yöntemi yoktur ve bu kültür beni bildiğim her şeyi deneyimlemeye, araştırmaya zorlamıştır. Bu yüzden her harfin hareket ettirilmesinin mantığını öğretmeye karar verdim. Osmanlı alfabesi Arap alfabesinden türetilmiştir. Şimdi soru şu: Arapların kendi alfabeleri var mıydı? Cevap: Hayır! Arap alfabesi, nesnelerin çizimiyle başlayan Orta Doğu'nun antik coğrafya alfabesinden türemiştir. Yani her harf, bir nesnenin görüntüsünden başlayarak zamanla şekil değiştirerek kendi anlamını kazanmıştır. Şimdi sıra şu soruya geliyor: Hangi harf hangi mantıkla hareket ediyor, hangi kuvvet ona ses veriyor?
Her "harfin" sesine kim yardım ediyor?
İslam Arabistan'da ortaya çıktığında Arapların modern bir alfabesi yoktu. Kur'an yazılarının çeşitli ıslah aşamalarından sonra bugünkü şekline ulaşmıştır. Arap alfabesi 28 harften oluşur. Sasanileri kazanan Araplar, alfabelerini ve edebiyat kültürlerini günümüz İran coğrafyasına uyarlamışlar ve Sasani Fars dilini yok etmişler ancak Horasan'da yenildiler ve Horasan kültürüne hâkim olamadılar.
Tarihin bu gerçeğini bilmek biz Türkler için çok önemlidir.
Araplara karşı çıkan Horasan isyanı, hanedanın değişmesine neden oldu ve Abbasiler iktidara geldi.
Unutmayalım ki İslam'dan önce Sasanilerin rakibi sadece Roma İmparatorluğu değil, Akhun Türkleri de onların en büyük rakipleriydi. Ak Hun İmparatorluğu Hindistan ve Horasan'ın hükümdarıydı. Sasani hükümeti ile Türk hükümeti arasındaki çatışma alanı Afganistan coğrafyasıydı. Bu iki devlet arasındaki çatışma ve diğer iç faktörler Sasanileri zayıflatmış ve Türk devleti kendi içinde parçalanarak küçük devletlere bölünmüştür. Öte yandan Sasani hükümeti dini bir hükümet haline geldi. Zerdüşt dini Sasani hükümetinin ve onun gruplarının eline geçti. Eğer siyaset dine girerse o din "sağlıklı" kalabilir mi? Bu soruya Sasani dini kitabından (Avesta Kitabı) cevap verilebilir. Hükümetin dine müdahalesi ve grupların dine müdahalesi, Zerdüşt dinini doğa dışı hale getirdi ve halka katı yasalar dayattı. Bu durumla karşılaşan Sasaniler, yüzünü Araplara çevirdi. Araplar, Sasani fethinden sonra Horasan'a saldırdılar ancak mağlup oldular.
MS 751 yılında gerçekleşen Talas Muharebesi, Türkler için büyük olaylardan biridir. Çünkü bu iki olaydan sonra Türkler, Abbasi topraklarında giderek askeri ve siyasi güç kazanarak İslam'a "Türk rengini" vermişlerdir. MS 821 yılında bir Horasan hanedanı (Tahirliler) bugünkü İran coğrafyasını Arap işgalinden kurtararak İran coğrafyasında Horasan'ın otoritesini kurmuştur ve bu otorite devam etti ve Dari dili İran'da Türkler tarafından yayıldı. Zira İran'ın Araplar tarafından işgal edilmesinden sonra Sasani Fars dili ortadan kalkmış ve Türk-Fars işbirliğiyle Horasan'da Dari dili adı verilen yeni bir Fars dili oluşturulmuştur. Bu dil Türk edebiyatının dilidir ve Türklerin öncülüğünde oluşturulmuştur.
(Biz Türklerin tarihinin büyüklüğünü bilmek için şunu unutmamalıyız: İslam'ın başlangıcında "İran" adında bir ülke yoktu çünkü "İran" kelimesi 10. yüzyılda "Gazneli Sultan Mahmud'un Şehname kitabıyla oluşturulmuş, daha sonra Selçuklu Türkleri ile İran coğrafyasında yaygınlaşmış, daha sonra Kaçar Türkleri ile resmiyet kazanmıştır. Sasani yönetimi Arapların işgaline geçince, Araplar Arap dilini ve kültürünü yaydıkları için İran coğrafyası Arap coğrafyası haline geldi. Bu coğrafya Horasanlılar tarafından Arapların elinden, dilinden ve kültüründen kurtarılmış, daha sonra Fars dili Türkler tarafından Dari dili adı altında yeniden yaygınlaştırılmıştır. Yani eğer Türkler Araplar gibi veya Batılılar gibi işgalci olsaydı bugün İran diye bir ülke olmazdı. Fars dili diye bir dil olmazdı. Ne yazık ki Türkiye'de herkes bu tarihin tam tersini biliyor.)
28 harften oluşan Arap alfabesi Farsça ve Türkçe dilleri için yeterli değildi. Sorunu çözmek için alfabeye üç harf پی / پ) /pe ) (ژی / ژ /je ) ve (/ چ / چی çi ) eklendi. Bu hizmet Horasan'da (hâce Abulmalık) tarafından gerçekleştirildi. Daha sonra alfabeye dördüncü harfin ( / گ / گافgaf) eklenmesiyle Farslar ve Türkler tarafından kabul edilen alfabe 32 harfe, Hemze ile birlikte 33 harfe ulaştı.
Bu gelişmelerin Horasan'da yaşandığını unutmayalım. Horasan'da bu iki halkın dilleri ve edebiyatları birbirine karıştığı için Türklerle Farsların kültürleri de birbirine karışmıştır. Horasan'da, özellikle Afganistan'ın kuzeyinde, Tacikistan ve Özbekistan'da iki millet birbirine o kadar yakın ki neredeyse aynı. Dari dilinin ortaya çıkmasında bu özelliği etkili olmuş, Farsların ve Türklerin yazı dili haline gelmiştir. Bu dilde Türklerin rolü Farslardan daha belirgindir. Bu da Dari dilini Türk tarihinin en iyi edebi dili haline getirmiştir. Bu olay Farsların ve Türklerin aynı alfabeyi kullanmasına neden oldu.
33 harften oluşan Farsça ve Türkçe alfabesi son yüzyıllarda Türk dili için yeterli olmamıştır. Çünkü Türk dili, Dari diline göre kelimelerin telaffuzunda değişiklik gösteriyordu. Özellikle Osmanlı döneminin son yıllarında yazarlar arasında hararetli tartışmalar yaşandı. Bu tartışmalar alfabenin Latin alfabesine dönüştürülmesi zihniyetini hazırladı ve cumhuriyetten sonra alfabe değiştirildi. Şimdi soru şu: Alfabeyi değiştirmek Türkiye'ye faydalı mıydı, zararlı mıydı? Bana göre Türkiye için hem faydalı hem de zararlıydı. Türkiye'nin Batı dünyasına yaklaşımı faydalı oldu. Zararlıydı çünkü Türkiye'yi Türk dünyasının iki bin yıllık değerlerinden uzaklaştırdı.
Latin alfabesi resmi alfabe olsaydı, eğitim bu alfabeyle yapılsaydı ve Latin alfabesinin yanında eski alfabeden bir ders devam etseydi ve edebiyatta da eski Türk alfabesi kullanılsaydı, Türkiye'nin geleceğine en büyük hizmet olurdu. Bana göre Türkiye bu hatayla kendine zarar verdi.
Türk dilleri görünüş olarak farklı olsa da içerik olarak aynıdır. Afgan Türkçesindeki sorunu çözmek için iki yeni sesli harf ekledik ve sanırım sorunu çözdük. Bu alfabeyi Osmanlı alfabesini öğretmek ve her harfin hareketinin mantığını göstermek için kullanacağım.
Şimdi soru şu: Herkes Osmanlıca konuşabilir mi? Cevap: Hayır! Çünkü her Türkün dil hareketi Osmanlı Türkçesinden farklıdır. Örnek: Ben Afgan Özbek'im ve dil hareketim Özbek Türkçesine dayanmaktadır ve ben Türkiye Türkçesini bu ülkenin Türkü gibi telaffuz edemem. Şimdi bir soru daha: Osmanlı konuşamıyorsak neden öğreniyoruz? Ne anlamı var? Cevap: Türkiye'de size Türkçe yazıların Osmanlı alfabesiyle okunmasını öğreteceğim. Bu doğru bir mantıktır. Bu mantıkla Türkçe metinleri okuyabiliyorsanız biraz pratikle Osmanlıca metinlerini de okuyabilirsiniz. Makaleleri Dari, Farsça ve Arapça olarak okuyabilirsiniz. Ali şir Navi'nin yazılarını okuyabilirsiniz. İran'ın Azeri yazılarını, Afganistan'ın Özbek ve Türkmen yazılarını okuyabilirsiniz, çünkü ben size eski alfabeyle okumayı öğreteceğim.
Dari Fars alfabesindeki 32 harften 8'i Fars alfabesinden değildir. Yani bu 8 harften birini taşıyan hiçbir kelime Farsça değildir. Bu sekiz harf Farsça Dari kelimelerinin neredeyse yüzde otuz ve kırkında mevcuttur. Bu mantıkla her dört kelimeden en az biri Farsça değildir. Ayrıca birçok eski Türkçe kelime ve diğer dillerden gelen kelimeler de biraz değiştirilerek Farsça-Dari kelimeler haline getirilmiştir. Yani Dari dilindeki ana Farsça kelimeler 100 üzerinden 25'i geçmiyor. Öte yandan Türklerin Ortadoğu'daki siyasi rolünün de etkisiyle Arap dili ve edebiyatında Arapça kelimelerin telaffuzu Türkçe ve Farsçaya yakınlaşmıştır. Örnek: Arap halkının konuşmasında Arap alfabesinde bulunmayan dört harfin sesi bulunmaktadır.
Not: Türk ve Dari Fars alfabelerindeki "گ" (gaf) harfinin kendine has bir hikâyesi vardır. Arap alfabesi olarak bildiğimiz alfabe, Kur'an edebiyatının baskısıyla yaygınlaştı. Bu alfabenin başında bu alfabe dilleri yazmaya yetmiyordu. Alfabede "گ" sesi yoktu. Sorunu çözmek için "ک" (kef) harfini iki nokta, bazen de üç nokta ile yazdılar. Bu ipuçları onların "گ" harfini bulmalarını ve kullanmalarını sağladı. Bu harfe eski Osmanlı yazılarında rastlarsanız "گ/ gaf" olarak telaffuz edin.
Çok önemli bir soru daha: Modern Türkçede alfabe dilin dallarına mı gitti yoksa dil alfabenin kollarına mı atıldı?
Bu alfabe Türk dilini güçlü mü, zayıf mı yaptı?
Tarih boyunca alfabe dilin dallarına gitti, dilin iradesiyle dans etti ama Türkiye'de bu mantık tersine döndü. Türkiye'de alfabeyi yaptılar, alfabenin dallarına dili koydular, alfabenin dallarından da modern Türk dilini yaptılar. Bu yöntem okuryazarlığın öğrenilmesine yardımcı oldu, ancak edebiyatı zayıflattı. Çünkü bu yöntemle yüzlerce yıllık tecrübeyi çöpe attılar. Bu dilin grameri tamamlayıcı ve kelime bankası ortalama düzeyde olmasına rağmen minimal kelimelerle yazılan bir dil haline gelmiştir. Çünkü bu dilin edebiyatını oluşturamadılar. Örnek: Gazetelerden on yazarın makalelerini toplayın, bu on makalenin kaç kelimeyle yazıldığını görün! Veya 1950'nin edebiyatını 1980'in edebiyatıyla karşılaştırın ve 1980'in edebiyatını 2025'in edebiyatıyla karşılaştırın. İncelerseniz edebiyatın her geçen yıl daha da fakirleştiğini görürsünüz. Çünkü Türk dilinde milli bir edebiyat kalmamış ve edebiyatın yerini siyasi söylemler almıştır. Bu yöntem devam ederse Türkçe dünyanın en zayıf dillerinden biri haline gelecektir. Bu gerçeği anlarsanız bu yoksullukla edebiyat yapamayacağınızdan emin olabilirsiniz. Aynı şekilde on edebiyatçının makalelerini ele alırsak on makalenin sözleri hemen hemen aynı olacaktır. Kuşkusuz Türkçedeki olanaklar da bunu göstermektedir. Banka rezervleri ortalama ama banka rezervlerini kullanmaya zorlayan edebiyat kültürü Türkçede yok. Bu on edebiyatçının bir mucize eseri Edebiyat Divanı şairi olsalar, hafızaları kelime hafızası zayıf olduğundan en az bir iki şiir yazamayacaklardır.
Bazıları Türkçe dil bankasını Fransızca veya Almanca dil bankasıyla karşılaştırıp Türkçenin gücünü belirlemek için kullanıyor. Bu yöntem yanlıştır çünkü bir dilin banka rezervi, o rezervin kelimeleri o milletin dilinde ise o dilin gücünü gösterir. Bu da güçlü bir edebiyat dille mümkündür Halkın diliyle değil. Edebi kültür o toplumun entelektüel katmanına hâkim oldukça edebi dil güçlenir. Karşılaştırmacıların her iki dilin edebi dilini bilmesi ve her iki dilin edebiyatına hâkim olması durumunda iki dilin karşılaştırılması mümkündür. Diyelim ki bir Türk dilbilimci, Türkçeyi Fransızcayla karşılaştırıyor, Dilbilimcinin temel Türk ve Fransız edebiyatı bilgisine sahip olması durumunda bu mümkündür. Edebi dili bilmek kolay bir iş değildir. Modern Türk dilini Osmanlı dili, Dari dili, Orta Asya Türk dilleri ve en önemli dil olan Ali Şir Navai dili ile karşılaştırmak gerekir çünkü bu dillerin edebiyatını bilmek mümkündür. Türk edebiyatı profesörleri Avrupa dillerindeki edebiyatın inceliklerini biliyorlar mı? Her millette iki dil vardır; Halkın dili ve edebiyatın dili. Halkın dili edebiyat diliyle korunabilir. Örnek: Dari'de Divan Edebiyat kültürü ve ahlakı kesintisiz devam etti. Bu olay Afganistan halkının Dari dilini korumuştur. Örnek: Mevlana eserlerini sekiz yüz yıl önce yazmıştır. Sekiz yüz yıl içinde Anadolu'da Türk dili üç kez şekil değiştirdi. Ama Afganistan'da Mevlana'nın dili değişmedi. Örnek: Benim şiirlerim ile Mevlana'nın şiirleri arasında en ufak bir telaffuz farkı yoktur. Edebiyat dili zayıfsa ve banka kelimesini kullanmayı zorlayacak bir kültür yoksa halkın dili fakirleşecek ve güçlü dillerin saldırısına uğrayacaktır.
Edebiyat dili nasıl bir dildir? Edebiyat dilinde bir yazının şu özelliklere sahip olması gerekir: Yazının yazılışı tatlı olmalı ve akıcı bir şekilde okunmalıdır. Yazıdaki mantık yazarın güvenilirliğini garanti etmelidir. Yazı dil bankasını kullanmalı ve dil bankasını zenginleştirmenin koşullarını hazırlamalıdır. Okuyucuyu düşündürmelidir. Örnek: De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın da Allah’ın varlıkları ilk defa nasıl yarattığına ibretle bakın. Allah, kıyâmetten sonraki âhiret hayatını da işte böyle yaratacaktır. Şüphesiz Allah’ın her şeye gücü yeter. Ankebut suresi 20. Ayet. Bu ayetin yazıları tatlıdır. Güçlü mantıkla yazılıdır. Bu Mantıkta Allah var, evrim teorisi var ve insanı düşündürüyor.
Örnek:
Biz içmeyiz zevk için cam şarabı
Meyle yıkarız ruhu her tur pis riyadan
Artık Türkçe ve Osmanlıca yazacak 35 harfimiz var. Araplar tarafından 28 harf kullanılmaktadır. Dari Farsça dili 33 harf kullanır. Eski çağlarda Türk dili 33 harfle yazılıyordu. Bu 33 harf Horasan'da Türkler ve Persler tarafından kullanılmış, Osmanlılar da Horasanlıların edebiyatını Anadolu'da devam ettirmişlerdir. Şimdi soru şu: Bu son yüzyıllarda Türk dilinde bu 33 harf neden yeterli değildi ve Dari dilinde neden yeterli idi?
Değerli arkadaşlar, siyasal ve toplumsal gelişmelerle birlikte diller de değişmektedir. Güçlü bir edebiyat olmadan formunu koruyamaz. Türklerin tarihini incelediğimizde hayatları siyasi gelişmelere göre şekillenmiştir. Bu değişiklikler Türk dilinin telaffuzunun da değişmesine neden oldu. Örnek: Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Osmanlı Devleti tarih sahnesinden silindi ve hükümet değişti. Bu gelişmeyle birlikte Türkiye'de Türk dili değişti ve edebiyat zarar gördü. Ancak Dari'de bu gerçekleşmedi çünkü Dari dili Farsça dilbilgisine sahipti ve Persler siyasi iktidarda değildi. Horasan ve İran'daki her siyasi gelişme Türk dilinin değişmesinde büyük rol oynamıştır. Bu gelişmeler Türk ailelerin yerinden edilmesi nedeniyle Türkçeyi de etkilemiştir. Bu olay Perslerin hayatında meydana gelmedi. Kuşkusuz Persler Horasan'da ve İran'da siyasi iktidarda değillerdi. İktidara gelen her Türk ailesi, iktidarlarını sürdürmek için Dari dilini kullandı. Dari dili Türklerin edebi dili olduğundan şüphe yoktur ki güçlü bir edebiyat olmadan siyasi otorite ayakta kalamaz. Bu dilde Türkler Farslardan daha çok hizmet etmişlerdi. Örnek: Bu dildeki en ünlü şairlerin çoğu Türk'tür. Çünkü Divan edebiyatı Türk yaşam kültürünün bir parçasıydı, öyledir ve öyle olmaya da devam ediyor. Ne yazık ki Türk dizilerindeki biz Türklerin tarihi Ortadoğu'daki aşırı grupların kültürünü temsil ediyor. Dizilerde her Türk'ün elinde Allah Ekber sloganlı bir kılıç var ve kafa kesme işlemi devam etmektedir. Oysa Türklerimizin tarihi bir medeniyetler hikâyesidir. Soru şu ki, Türklerimizin tarihinde onlarca, hatta yüzlerce şair vardır ve her divan, herhangi bir batılı yazarın eserinden daha zengindir. Batı edebiyatı ve dilleri, Dari dili ve Horasan edebiyatıyla kıyaslanabilir mi? Son 200 yılda Afganistan'da Türklerin yerine Peştunlar liderliği ele geçirmiş ve onlar da Türklerin yolunu devam ettirmişlerdir. Yani Afganistan halkını birleştirmek için Dari dilini kullandılar. Afganistan saray edebiyatındaki rolünü sürdürdü ve İran edebiyatta Dari dilini kaybetmedi. Şu anda Afgan kadın şairlerimiz bile var, onların şiirlerinin anlamı taşı dans ettiriyor. Çünkü Horasan'da ve İran'da Edebiyat Divanı kültürü devam etmektedir. Bu şairler her ırktandır ama Dari edebiyatında hizmet ederler.
Tarihin bu gerçeği, Dari dilinin korunmasına ve Dari edebiyatının her geçen yıl daha da güçlenmesine neden oldu. Ancak Türk dilindeki edebiyat zayıfladı.
(Not: Dari dili İran'ın ulusal dili değildir, sadece edebiyat dilidir. Çünkü İran Farsçası bu dilin bir diğer koludur. Her ülkede müziğin dili halkın dilidir, bu nedenle Afgan müziğinin büyük bir kısmı Divan edebiyatı şiirleriyle icra edilir ancak İran'da bu mümkün değildir.)
Eğer Türkiye'de millî edebiyat olmazsa ve bu yoksullukla birlikte durum devam ederse, halk arasındaki Türk dili yabancı dillerin saldırılarından etkilenecek, alfabe ile dil arasında uçurum oluşacaktır.
Türk dilini yazmak için iki yeni harf ekledik, bunlar yumuşak vav ve yumuşak ya harfidir. Bu iki sesli harf eski Osmanlı dilinde yoktu. Özbeklerin Orta Asya'ya girmesiyle Türk dilleri yeni telaffuzlarla yeni Türk dilleri oluşturmuş ve Türkiye'de alfabenin değişmesiyle yeni bir telaffuz şekli ortaya çıkmıştır. Yeni koşullarla birlikte bu iki harf eklendi. Şimdi alfabenin 35 harfinin resmini sunuyorum. Bu alfabe sağdan sola yazılır ve o bunlar: ــ
ــ ا ــ ب ــ پ ــ ت ــ ث ــ ج ــ چ ــ ح ــ خ ــ د ــ ذ ــ رــ زــ ژــ س ــ ش ــ ص ــ ض ــ ط ــ ظ ــ ع ــ غ ــ ف ــ ق ــ ک ــ گ ــ ل ــ م ــ ن ــ و ــ ه ــ ی ــ ء ــ ۉ ــ ې.
Her harfi bir nesnenin resmi olarak düşünün çünkü her harf bir resimle başlamıştır. Dolayısıyla her harfin bir ismi, her ismin bir mantığı vardır. Her ismin mantığını bilirsek o mantık bu alfabeyle yazmayı kolaylaştırır. Bu harflerin Osmanlıcadaki ve Türk dilindeki isimleri: ــ
Elif / be / pe / te / se / cim / çi / ha / hı / dal / zal / re / ze / je / sin / şin / svad / zvad / tıa / zıa / ayın / gayın / fe / kaf/ kef/ gaf / lam / mim / nun / vav / he / ya / hemze / vav Yumuşak / ya Yumuşak.
ا / الف ، ب / بی ، ت / تی ، ث / ثی، ج / جیم ، چ / چی ، ح / حی ، خ / خی، د / دال، ذ / ذال، ر/ ری، ز/ زی، ژ/ ژی، س / سین، ش / شین، ص/ صواد، ض/ ضواد، ط / طوی، ظ / ظوی، ع / عین، غ / غین، ف / فی، ق / قاف، ک / کاف، گ / گاف، ل / لام، م / میم، ن / نون، و / واو، ه / ها، ی / یا، همزه، ۉ/ واو نرم و ې/ یا نرم.
ــ ا (الف) / (elif) ب (بی) / ( be) پ (پی) / ( pe) ت (تی) / ( te) ث (ثی) / ( se) ج (جیم) / ( cim) چ (چی) / ( çi) ح (حی) / ( ha) خ (خی) / ( hı) د (دال) / ( dal) ذ (ذال) / ( zal) ر (ری) / ( re) ز (زی) / ( ze) ژ(ژی) / ( je) س (سین) / ( sin) ش (شین) / ( şın) ص (صـُاد/ صواد) / ( svad) ض (ضـُاد/ ضواد) / ( zvad) ط (طـُا/ طوی) / ( tıa) ظ (ظـُا/ ظوی) / ( zıa) ع (عین) / ( ayın) غ (غین) / ( gayın /(ف (فی) / ( fe) ق (kaf) ک (کاف) / ( kef) گ (گاف)( (gef /(ل (لام) / ( lam) م (میم) / ( mim) ن (نون) / ( nun) و (واو)( vav) ، ه (ها)( he) ، ی (یا)( ya) ، همزه (ء) (hemze) ve ۉ ) / (vav Yumuşak)ې (ya Yumuşak)
Osmanlı alfabesindeki "ق" ve "خ" harflerinin sesleri Latin alfabesinde bulunmadığından, bu iki sesi "kaf" ve "hı" şeklinde hafif bir değişiklikle telaffuz ediyoruz.
Şimdi isimlere bir kere dikkatli bakarsanız her ismin içinde bir sesli harf olduğunu göreceksiniz. Sesli harflerin sırrını biliyorsanız %50 ihtimalle Osmanlı alfabesiyle okuma-yazmayı öğreneceksiniz.
Sesli harflerin sırrını ve mantığını anlamayanlar için, öğrenme stili "ezber benzeri bir stil" haline gelir. Bu şekilde öğrenme zorlaşır. Sesli harflerin sırrını ve mantığını öğretmek için Türkçeden örnekler verip Osmanlı alfabesini öğreteceğim. Ana diliniz Türkçe olduğu için bu sırrı kolaylıkla anlayacaksınız.
Ama başlangıçta şu soruyu cevaplamamız gerekiyor: Neden harfleri sesli grup ve sessiz grup olmak üzere iki gruba ayırmışlar?
Cevap: Bir bina düşünün, binayı inşa etmek için gerekli tüm malzemeler mevcuttur. O binanın malzemeleri o binayı yapabilir mi? HAYIR! Bir binanın inşa edilebilmesi için mühendise, ustaya, işçilere ve bir plana ihtiyaç vardır. Dilde sessiz harfler "yapı malzemesidir". Mühendis, usta, işçiler ve program sesli harflerdir. Ağızdan çıkan ünsüz harflerden ünlü harf o ünsüz harflere bir anlam verir. Sesli harfler mühendis, usta, işçi ve program makarası rolünü oynar.
Şimdi soru şu: Dil nedir? Cevap: Ciğerlerine hava alıp tekrar nefes veren her canlı bir ses çıkarır, bu ses "dildir". Bu olay, canlı olmanın kanunlarından biri olduğu için her canlı tarafından yapılır. Bu nedenle her canlının kendine ait bir dili vardır. Hava her solunduğunda ve verildiğinde sesli ve sessiz ses oluşur. Bu olay doğal bir süreçtir. Dil bilimciler bedenin bu işlevini inceleyerek o sesin yazılışını harflerle yazıp topluma yaymaktadırlar. Hiç kimse biçimini değiştiremez, çünkü her ses milyonlarca tekrardan sonra şeklini alır, bu yüzden dile, ana dil ve milli dil diyoruz. Zekâ, dilin gücünü ve zayıflığını belirler. İnsan en akıllı yaratıktır. İnsan zihni her sese anlam ve şekil vermiştir. Her milleti temsil eden her dil, her sesin şekli o milletin milyonlarca kez tekrarlanmasıyla oluşmuştur. O millette edebiyat dili güçlü olmazsa o milletin emekleri boşa gider, yabancı dillerin saldırısına uğrar, zayıflar, fakirleşir.
Türkçede, a, e, ı, i, o, ö, u ve ü harfleri ünlü harfler.
Şimdi soru şu: Türkçe sesli harflerin hareketinin mantığı nedir? Cevap: Her kelimede ilk sesli harfin ağırlığı ile sessiz harfin ağırlığı ikinci sesli harfin sesini belirler. İkinci sesli harfin ağırlığı ile ikinci sessiz harfin ağırlığı üçüncü sesli harfin sesini belirler ve…
Yani harflerin ağırlığı, harflerin müziğini oluşturur. Her kelimede, kelimenin ilk bölümünün müziği, kelimenin diğer kısımlarına rehberlik eder. Hava insan ciğerinden çıkar ve hoş bir müzikal ses yaratır. Çünkü her kelimenin insanlar arasında milyonlarca kez uygulanmasıyla o kelimenin müziği yaratılmıştır. İki heceli veya üç heceli… Kelimeler ise İyi bir müzik oluşturabilmek için ilk hecenin müziğinin diğer hecelerin müziğiyle uyum içinde olması gerekir. Bu ses ilk ünlünün ağırlığının ikinci ünlü ile uyumlu olması ve ikinci ünlünün üçüncü ünlü ile uyumlu olması gerektiğinde mümkün olur. Sağlıklı bir yazım ve sağlıklı bir telaffuz için her kelimenin ilk hecesinin sesinin bilinmesi şarttır. İlk hecede ilk sessiz harfin sesi ve onun sesli harfinin sesi anlaşılmalıdır. Bu yönteme uyulursa ve heceler arasında müziğin ağırlığı dikkate alınırsa %50 başarı elde edilecektir. Bu yöntem tüm alfabelerde aynıdır. Örnek: yazmak. Yaz ve mak. Kelimenin ilk hecesinde sesli "a" harf var. Bu sesli harf, iki sessiz harfle bir ağırlık ve müzik oluşturmuştur. İkinci hecede ağırlık buna göre olmalıdır. Bu iki ağırlık birbirine karşı ise yazım yanlış olacaktır. Örnek: İkinci hecede "a" harf yerine "e" kullanılırsa ağırlık birinci hecenin tersi olur.
Örnek: sessiz. Ses ve siz. Kelimenin ilk hecesinde "e" sesli harfi var. İkinci hecede hangi harf olmalı? "ı" mi yoksa "i" mi? Bunda "i" sesli harfi "e" sesli harfine eşdeğerdir.
Örnek: olmuştur. Ol ve muş ve tur. Bu kelimede üç hece var. İlk hecede iki harf var. İlk harf sesli harftir. "O" harfinin ağırlığı ile "L" harfinin ağırlığı "u"nun ağırlığını gerektirir. "O" harfinin yerinde "Ö" harfi olsaydı, hafiflik "ü" harfini gerektirecek ve kelimenin yazılışı değişecekti. Bir başka çok önemli nokta: Bir kelimenin ilk harfi bir sesli harfle başlıyorsa, telaffuzda bir ünsüz ile başlar. O çok hassas ve ince bir ünsüzdür ve yazılı olarak yazılmamıştır. Bu mantıkla bu kelimenin ilk hecesi iki harfle yazılır ancak aynı zamanda üç harfle de telaffuz edilir. Çok hassas bir noktayı anlamamız gerekiyor: Harfler sesleri tanımamıza yardımcı olan sembollerdir. Her canlının vücudunda hava alıp vererek harfler değil, "ses" yaratılır!
Neden dengeliler? Bu yasayı kim belirledi? Cevap: Dil bağımsız hareket eder ve kimsenin esiri değildir. Çünkü dil bir millete aittir. Her söz o millet tarafından milyonlarca kez tekrarlanarak cilalanır ve cilalarla en tatlı sesini bulur. Tatlılaşan her sözde, sözlerin sesi birbirine dost olmalıdır. Bu dengeli bir dostluk yaratır. Dilbilimciler bu sırrı anlarlar ve alfabeyi buna göre yaparlar.
Şimdi soru şu: Gerçek hecenin sesi üniversitelerde ve toplumun eğitimli kesimlerinde mi yoksa sıradan insanların dilinde mi bulunur?
Cevap: Neden anadil deniyor? Üniversitelerde ve toplumun eğitimli kesimlerinde bulunsaydı, anadil yerine üniversitelerin adının verilmesi gerekirdi. Her hecenin gerçek sesi sıradan insanların dilinde bulunabilir çünkü her ses doğal seyrini takip etmelidir. Bu gerçek, dilbilimcilerin sıradan insanlar arasında her hecenin sesini bulup yazısını yaratmasına ve onunla edebiyat yazmasına neden olur. Bu mantık olmadan üniversiteler ve aydınlar milli dili yok ederler. Şüphesiz "bir dil, eğitimli cahillerin elinde yok olup gider". Heceler arasındaki denge ünlü harflerle belirlenir. Bu kanunun mantığının sırrı bilinirse, biraz pratikle yazma ve okuma öğrenilebilir. Şimdi soru şu: Türk Latin alfabesinde sesli harfler neden açık iken Osmanlı alfabesinde sesli harfler neden net değil ve bu iki alfabeden hangisi daha tamamlayıcıdır? Cevap: Suyu düşünün, herhangi bir kaba su koyun, aynı kabın şeklini alır. Su yerine kalın bir madde ise şeklinin görünmesi gerekir. Latin alfabesinde sesli harflerin şekli bellidir ancak Osmanlı alfabesinde sesli harfler su gibidir ve her sessiz harfin kendine ait sesli sesi olduğundan her kabın şeklini temsil edebilir. Bu sır anlaşıldığı takdirde bu alfabe Latin alfabesine göre daha tamamlayıcıdır çünkü bu alfabede her kelime rahatlıkla yazılabilir ancak Latin alfabesinde insanların dilindeki ufak bir değişiklik yeni sorunlar yaratır. Örnek: şarap. Bu isim Osmanlı alfabesinde dört harfle yazılır (شراب) ancak altı harfle telaffuz edilir. "شر" ve "اب". Aynı zamanda sesli harflerin telaffuzu, sessiz harflerin iradesiyle dans eder. Çünkü ünlüler ünsüzlerin içindedir ve belirli bir yazılış şekilleri yoktur. Suyun özelliğine sahip olduğundan yazıdaki telaffuz, insanlar arasında var olan telaffuza benzer. Latin alfabesinde bu isim beş harfle yazılır ve altı harfle telaffuz edilir. Latin alfabesinde sesli harflerin şekli bellidir. Osmanlıca'da "شر" ve "اب". İlk hecede "شر" Yazılıdır. Bu yazı ünlü sesini "شین" (şın) harfinden almaktadır. "شین" harfinde "ya" sesi vardır. "ش" harfinin ve "ر" harfinin ortasına yerleştirilen "Ya" sesi, dilin emriyle dans ederek doğru telaffuzu oluşturur. "Ya" sesli harfi biraz daha ince "a" sesi çıkarır. Çünkü yazıda belirli bir şekli olmadığı için dil ile biçimlendirmek mümkündür. Ancak Latin alfabesinde "Şar" yazılır ve "a" sesi sabit kalır zira görünür bir formdadır. İnsanlar "a" harfini daha ince telaffuz ederse yazmak zor olacaktır. "اب" ve "ap" her iki alfabede de iki harfle yazılır ancak konuşulduğunda üç harfle okunur. Çünkü "الف" sesli harfi ile "a" sesli harfi aynı sessiz "Hemze" harfle telaffuz edilir. Yani Osmanlı alfabesinde sessiz harflerin içinde sesli harfler bulunmaktadır, bunların belirli bir şekli olmadığı için dilin dilediği şekilde her şekli alabilmektedir. Ama Latince'de bu imkânsızdır. Örnek: Şarap kelimesinde iki "a" vardır. Latin alfabesi kurallarına göre her iki "a"nın da şekli görülebildiğinden aynı telaffuza sahip olması gerekir. Şimdi soru şu: Türk halkının dilinde, şarabın telaffuzunda iki "a" sesi aynı olabilir mi? Bu imkânsızdır çünkü ilk "a" ince ve narin, ikinci "a" ise gerçek sesiyle telaffuz edilir. İnanmıyorsanız deneyin.
"Elif", "vav" ve "ya" harflerine neden sesli harf denir? Arap, Fars ve Osmanlı Türkçesi alfabelerinde sesli harfler var mıdır?
Alfabeye bakarsanız bu üç harfin sessiz harflerin ortasındaki seslerle başladığını göreceksiniz. Bu üç harfe ünlü denmesinin nedeni de bu mantıktır ama gerçek başkadır. Yani, ağız her açılıp kapandığında, insan ağzının her hareketinde bir ses çıkar. Bu sesin ortasında ona mantık sesi veren özel bir ses vardır. Örnek: "Ben". "Ben" sesinde sesin başı ve sonu özel bir ses ile birbirine bağlanır ve bu sese bir mantık verir. Türk Latin alfabesinde isimlendirme için bu özel seslere 8 resmi harf seçilmiştir. Bu 8 harfe ek olarak bazen semboller de kullanılır. Osmanlı alfabesinde sessiz harflerin ortasında bu sesler su gibi her şekli gösterebildiği için isimlendirmeyi belirlememişlerdir. Yani aslında bunlar harf değil, "özel sesler" ama yazım yapılsın diye yazılması için isimler verilmiş.
Afgan Türk alfabesine neden "yumuşak vav ve yumuşak ya" ekledik? Örnek: "öz" (اۉز) kelimesini vav ile yazarsak, o yazı Dari olarak telaffuz edilir. "öz" "oz" telaffuz edilir (اوز).
Bu sorunu çözmek için yumuşak vav kullanıyoruz telaffuz "öz" olur (اۉز).
Örnek: "sevgi" (سېوگی) kelimesi "ya" harfiyle yazılıyorsa Dari şeklinde telaffuz edilir (سیوگی), "sivgi" olur. Bu kelimeyi Türkçeleştirmek için yumuşak ya "ې" harfini kullanırız.
Dikkat edersek "öz" kelimesi Latin alfabesinde iki harfle yazılırken Afgan ve Osmanlıca alfabesinde üç harfle yazılıyor (اۉز). Şimdi soru şu: "Afgan ve Osmanlıca alfabesinde neden iki sesli harf yan yana?"
Latin alfabesinde neden iki harfle yazılıyor? Bu ses tek heceli ve aynı telaffuza sahip ama yazılı olarak neden farklı?
Cevap: Alfabede çok önemli bir nokta var. Her hecenin telaffuzu bir ünsüz harfle başlar. Örnek: Modern Türkçe "Ey" kelimesi (bir heceli) ve modern Osmanlıca " اې" kelimesi, her iki alfabede de kelimenin yazımı sesli harfle, telaffuzu ise ünsüz harfle başlar. Bu ses çok ince ve narin olduğu için onu anlatacak bir harf yoktur. Osmanlı alfabesinde bu hassas sesi tanıtmak için "الف" sesli harfini kullanmışlardır. "الف" harfi hecenin başında geldiğinden ve hecenin ikinci harfi sesli harf olduğundan "الف" sesi kaybolur ve "الف" sesinin yerine yumuşak bir ses çekilir. Bu mantıkla Osmanlı alfabesinde "öz" kelimesi üç harfle yazılır. Fakat Latin alfabesinde o sesi yansıtan bir harf yoktur ve ikinci harf sessizdir. Dolayısıyla telaffuz sırasında o ses dilde belirir ve bu mantıkla iki harfle yazılır ve üç harfle telaffuz edilir.
Alfabe harflerinin bu sırrını insan telaffuzundan biliyoruz çünkü edebiyatta doğal telaffuz önemlidir. Afgan ve Osmanlıca alfabesinde iki sesli harf yan yana gelirse ilk harfin sesi kesilir ve ince sessiz harfe dönüşür. Çünkü her hecenin bir sesli harfi vardır. Bir hece bir sesli harfle başlıyorsa, o hecenin telaffuzu ince sessiz harfle başlar. Ama yazısında ona harf yoktur. Veya hecenin başındaki sesli harf, ünsüz harfin sesine dönüştürülür, örneğin: "یاد" kelimesi, bu kelimede yan yana iki sesli harf bulunmaktadır. Bunlar "ی" ve "الف" harfleridir. Her iki harf de sesli harftir. Dilin mantığına göre bir hece sesinde iki sesli harf asla yan yana gelemez, çünkü bir sesli harfin olması gerekir. Peki, yazıda neden iki sesli harf yan yana? Cevap: Osmanlı alfabesinde iki sesli harf yan yana gelirse ilk sesli harfin sesi sessiz harfe dönüşür. Bu sırrı bilmek için "یاد" kelimesini Latin alfabesiyle yazıyoruz. Latin alfabesinde “ی” harf yerine sessiz “y” harfi görüyoruz. Osmanlı alfabesinin telaffuzunda bu kelimenin telaffuzunu Latin alfabesinin telaffuzu gibi yapıyoruz. Yani, "Yad" olarak telaffuz ediyoruz.
Dari dili altı ünlülerle yazılır ancak üç sesli harfe sahiptir. Ama Türkçede bu altı yeterli değildir, en az sekiz olması gerekir. Osmanlı alfabesi su özelliğine sahiptir, bu nedenle alfabenin yazımında sorun yaratmaz. Türk dilinin daha fazla sesli harfe ihtiyacı varsa, tecrübe kullanılarak sorun çözülebilir. Fakat Latince'de toplumdaki insanların dili alfabeden uzak olmamalıdır.
Osmanlı alfabesini öğrenmek için "Türk Alfabesi Mantığı" şarttır, çünkü Türk dilleri birbirini deneyimleyerek öğrenmeyi kolaylaştırır. Artık Osmanlı alfabesini öğrenmenin mantığını bildiğimize göre şiirlerimle öğrenme egzersizine başlıyoruz. Öncelikle her gazeli Türk-Latin alfabesiyle okuyoruz, ardından aynı gazeli Osmanlı alfabesiyle inceliyoruz. Bazı kelimelerde gizli bir sır varsa onları analiz edip açıklarım. Bu yöntemde sorumluluğun %50'si bana aittir ancak %50'sini siz kabul edersiniz. Mantıksal yol budur.
1
Osmanlıca
عثمانلۉجا
Ey sarban yavaşça yürü canımdan can gidiyor
اې ـ ساربان ـ یاواشچه ـ یۉرۉ ـ جانۉمدان ـ جان ـ گیدیېور
Kalbimin damarlarından kırmızı kan gidiyor
کالبیمین ـ دامارلارۉندان ـ کۉرمۉزۉ ـ کان ـ گیدیېور
Terk edildim güzel gülden çekiyorum acıyı
ترک ـ اېدیلدیم ـ گۉزه ل ـ گـُلدن ـ چېکیېاروم ـ اجۉیۉ
Kervanda o gül vardır senle sultan gidiyor
کېرواندا ـ او ـ گـُـل ـ ۉاردۉرـ سېنله ـ سـُلطان ـ گیدیېور
Sedirin aşkı yüzünden deliriyor us aklım
سېدیرین ـ اَشکۉ ـ یۉزۉندېن ـ دېلیریېور ـ اۉس ـ عقلۉم
Yalnızlığın zehrinden şöhretten şan gidiyor
یالنۉزلۉئین ـ زهریندېن ـ شهرتتن ـ شان ـ گیدیېور
Mutsuzum gedme lafı diyemedim o güle
مۉتسۉزۉم ـ گېدمه ـ لافۉ ـ دیېامدیم ـ او ـ گــُله
Yavaş yürü ey sarban kalbimden kan gidiyor
یاواش ـ یۉرۉ ـ اِې ـ ساربان ـ کالبیمدېن ـ کان ـ گیدیېور
Kafamda bir yangın oldu aşk ateşten bu yangın
کافامدا ـ بیر ـ یانگۉن ـ اۉلدو ـ اَشک ـ اتېشتېن ـ بو ـ یانگۉن
Bütün öfkesiyle kaldım aşktan Kağan gidiyor
بۉتۉن ـ اۉپکه سیله ـ کالدۉم ـ اَشکتان ـ کاهان ـ گیدیېور
Göğsümde o dilimde düşünsem ‘de ne çare?
گۉهسۉمده ـ او ـ دیلیمده ـ دۉشۉنسمده ـ نې ـ چاره؟
Geri dönmez gözlerimin üstüne o, senle o can gidiyor
گېری ـ دۉنمېزـ گۉزلېریمین ـ اۉستونه ـ او ـ سېنله ـ او ـ جان ـ گیدیېور
Kaos ve çığlıklarım gökyüzünden iniyor
کاوس ـ و ـ چۉهلۉکلارۉم ـ گۉکیۉزوندېن ـ اینیېور
Geceler sabaha kadar gözden akan gidiyor
گېجه لرـ ساباها ـ کادر ـ گۉزدېن ـ اَکان ـ گیدیېور
Ruh bedenden ayrıldığında kalamaz huzur bedende
روح ـ بدندن ـ ایرۉلدۉهنده ـ کالامازـ حضور ـ بدنده
Ne yapayım ey Allah'ım candan canan gidiyor
نې ـ یاپایۉم ـ اې ـ الله هۉم ـ جاندان ـ جانان ـ گیدیېور
Bilgi: Bu sonenin başında "اې" kelimesi bulunmaktadır. Türkçe sesi için "yumuşak ya" harfini kullandım. "Yumuşak ya" ile bu kelimenin okunuşu modern Türkçe okunuşuyla bir bütün haline geldi. Eski Osmanlı alfabesinde "yumuşaklar" yoktu, dolayısıyla bir sorun vardı.
Fars alfabesinde alfabenin her harfi "altı farklı ses" ile telaffuz edilirken, Arap alfabesinde altıdan az ses bulunurken, yeni Osmanlı alfabesinde sekiz ses bulunmaktadır. Çünkü Afganistan'da popüler olan yeni Osmanlı alfabesine iki yeni harf (ې ve ۉ) eklendi. الف harfi bu harflerden herhangi biriyle birlikte kullanıldığında yeni bir ses alır. Unutmayalım ki her sesli harfin, her sessiz harfle birlikte özel bir ağırlığı ve sesi olur. Yeni Osmanlı alfabesindeki "الف" harfi sekiz ses çıkarmaktadır. Bu şiirde "الف" sesinin çoğunu görebilirsiniz. Şiirin aynı mısrasında "یۉرۉ" kelimesi geçmektedir. Bu kelimede "yumuşak vav" (ۉ) harfi kullandım. "yumuşak vav" harfi le Türkçe olarak telaffuz edilir. Bu telaffuzlar Dari ve Arap dillerinde mevcut değildir. Yani Türkçenin telaffuzunu okurken Latin alfabesini kullanın ve yeni Osmanlı harflerini tanıyın. Modern Osmanlıca telaffuzları, modern Türkçe telaffuzlara sahiptir veya çok yakındır. Her iki Türkçenin telaffuzunu aynı anda kontrol edip pratik yaparsanız bu kitabın sonunda Osmanlı alfabesiyle okumanın mantığını öğreneceğinize eminim. Unutmayın ki %50 ben sorumluyum, %50 kendinizi kabul etmelisiniz. Bilmeliyiz ki alfabeyi öğrenirken her harfin her hareketinin mantığını öğrenin, asla "ezberleyerek" öğrenmeyin.
Kelimenin sonunda “e” harfinin telaffuzu gelirse "Yumuşak ya" yerine “ها/ه” sesini verir. Örnek: " اۉپکه سیله" veya "گـُله". Sesi nasıl değiştireceğinizi bilmek zor değildir. Kelimelerin hareketinin mantığını öğrendikten sonra sorun otomatik olarak çözülecektir.
Örnek: " Bahçeye ", " باعچه یه", bu kelimeye dikkat edelim, neden "e" harfi "ه ها" harfine dönüştü? Cevap: Kelimenin sonuna "e" harfi gelirse "ه ها" veya "ه ها" harfi "e" dönüşür. Yani yazımı farklıdır ancak orijinal sesle aynı şekilde telaffuz edilir. Bu özellik Osmanlı alfabesiyle ilgilidir. Metnin formatı konusunda kafanız karışmasın, Osmanlı alfabesinin mantığı anlaşılırsa alfabenin mantığı her soruya cevap verecektir.
2
Osmanlıca
عثمانلۉجا
Evlerinin ışıkları yanıyor
اِېولېرینین ــ اِشۉکلارۉ ــ یانۉېیور
Hasretinden ciğerlerim kanıyor
حاسرېتیندېن ــ جگرلریم ــ کانۉیور
Bu konumda nasıl dirensin Yürek?
بو کونومدا ــ ناسۉل ــ دیرېنسین ــ یۉره ک
Bana karşı hasımı yar sanıyor
بانا ــ کارشۉ ــ خاسۉمۉ ــ یار ــ سانۉیور
Bana bakan deli deyip bakarken
بانا ــ باکان ــ دېلی ــ دېیف ــ باکارکېن
O zalimden sonbahar boyanıyor
اۉ ــ ظالیمدېن ــ سون بهار ــ بویانۉیور
Dinle beni ey felek dertlerimden
دینله ــ بېنی ــ اې ــ فلک ــ درتلرېمدېن
Bana zalim düşmanı savunuyor
بانا ــ ظالیم ــ دشمانۉ ــ ساونویور
Direk yürek evlerinin önünde
دیرېک ــ یۉره ک ــ اِېولېرینین ــ اۉنۉنده
Titreyen o çünkü ona yanıyor
تیتره یېن ــ اۉ ــ چۉنکو ــ اۉنا ــ یانۉیور
Bu durumda ne yapmalım ey felek?
بو ــ دورومدا ــ نه ــ یاپمالۉم ــ اې ــ فلک
Bana zıt o hasımı beğeniyor
بانا ــ ضُد ــ اۉ ــ خاسۉمۉ ــ بېعنی یور
Bilgi: "Yumuşak vav " ve "Yumuşak ya" sesli harfleri kelimelerin Türkçe telaffuzunu sağlar. Bu iki harf "e /ö/ ü/ı" harflerinin sesini, bazen de "yumuşak ya" "y" sesini verir. Örneği "Ey" "اې".
Her sesli harfin sesi sessiz harflerle birleştirildiği için sese ayrı bir ağırlık kazandırır. Bazen bu iki ses (ې ۉ) ünsüzlerin seslerinden gelir ve yazılmaz, örneğin: "maharet", " مهارت". "ret" "رت" Bu yazımda "e" harfinin karşılığı yazılmaz çünkü yumuşak "ې" sesi "ر" harfinden gelir. Bu etkileşim konuşmada zorlu bir çalışma olarak görülse de pratikte çok basit bir işlevdir.
3
Osmanlıca
عثمانلۉجا
Sen ki benim ruhumsun sevdim seni bir tane
سېن ــ کی ــ بېنیم ــ روحومسون ــ سېودیم ــ سېنی ــ بیر ــ تانه
Aşk akıntı kalptandır misk amber meyhane
اشک ــ آکۉنتۉ ــ کالفتاندۉر ــ میسک ــ امبر ــ میخانه
Bu aşkın tohumu yürekten sevgi saçar
بو ــ اشکۉن ــ تۉحومو ــ یۉره کتېن ــ سېوگی ــ ساچار
Bu kalpten yansıma sen Yıldız Ayım efsane
بو ــ کالفتن ــ یانسۉما ــ سېن ــ یۉلدۉز ــ آی یۉم ــ اِېفسانه
Azgın tutmak maharet aşk dolu azgın kalpte
آزگۉن ــ توتماک ــ مهارت ــ اشک ــ دولو ــ آزگۉن ــ کالفته
Aşktan cümle kurarsam o sevmektir Dürdane
اشکتان ــ جمله ــ کورارسام ــ اۉ ــ سېومېک تیر ــ دۉردانه
Rana’nın zirvesinden aşk gülü bana gelsin
رانانین ــ زیروه سیندن ــ اشک ــ گـُلۉ ــ بانا ــ گېلسین
Rüyasından hastalanan bu yürektir mestane
رویاسۉندان ــ هاستالانان ــ بو ــ یۉره ک تیر ــ مېستانه
Ela renkli gözlerin Allah’tan bir lütuftur
اِېلا ــ رېنکلی ــ گۉزلېرین ــ الله تان ــ بیر ــ لۉتوفتور
Sarhoşum Âşık sana sen güzelsin bir tane
سارهوشوم ــ آشۉک ــ سانا ــ سېن ــ گۉزه ل سېن ــ بیر تانه
Bilgi: Bazı kelimelerde semboller kullandım. Örnek: "Ela" " اِېلا " bu kelimenin "الف" harfinin altına "اِ ِ" işaretini kullandım. Bu sembol "A" sesini yukarıdan aşağıya doğru getirir. Osmanlı alfabesindeki her harfin sekiz sesle telaffuz edildiğini unutmayalım. Örnek: "الف" harfinin sekiz tür sesi vardır. Bu sesler "الف" harfinin yanındaki ünsüzlerin birleşmesiyle oluşur. Öğretimi kolaylaştırmak için bu sembolleri yazdım. Örnek: "Gülü", " گـُلۉ" Bu kelimede "گ" harfi ile "ل" harfi arasına "ُُُ" işaretini koydum. Bu işaret "ü" harfinin sesini verir. Şimdi soru şu: Bu işaretler her metne yerleştirilecek mi? Cevap: Hayır! Alfabenin mantığı ve sırrı anlaşılırsa sembollere gerek kalmayacaktır.
4
Osmanlıca
عثمانلۉجا
Günah zincirinden çıkar çünkü aşk mey saçıyor
گنُاه ــ زینجیریندن ــ چۉکار ــ چۉنکۉ ــ اشک ــ می ــ ساچۉیور
Çizgiler karışıktır aşk güzeli seçiyor
چیزگیلېر ــ کارۉشوکتۉر ــ اشک ــ گۉزه لی ــ سېچییور
Bir iki kadeh kaldır mutluluk bize gelsin
بیر ــ اېکی ــ کادح ــ کالدۉر ــ موطلولوک ــ بیزه ــ گېلسین
Aşktan Enstrüman çal ruh hep plan biçiyor
اشکتان ــ اېنسترۉمان ــ چال ــ روح ــ اېپ ــ فلان ــ بیچییور
Seni sabaha kadar hep şansımdan aradım
سېنی ــ صاباها ــ کادار ــ اېپ ــ شانسۉمدان ــ ارادۉم
Gel sen vefa yuvama gecem ümit saçıyor
گېل ــ سېن ــ وېفا ــ ېیواما ــ گېجهم ــ اُمیت ــ ساچۉیور
Aşk yolunda yakınlık kutsal tanrı fermanı
اشک ــ یۉلوندا ــ یاکۉنلۉک ــ کوتسال ــ تانرۉ ــ فرمانۉ
Seni ruhumdan gördüm sensiz ömür geçiyor
سېنی ــ روحومدان ــ گۉردۉم ــ سېنسیز ــ عمر ــ گېچییور
Gözyaşıma bakarsan kırık bir kalbin malı
گۉزیاشۉما ــ باکارسان ــ کۉرۉک ــ بیر ــ کالبین ــ مالۉ
Gönül yoldaşı aşktır aşk hep çiçek açıyor
گۉنۉل ــ یۉلداشۉ ــ اشک تۉر ــ اشک ــ اېپ ــ چیچېک ــ آچۉیور
5
Osmanlıca
عثمانلۉجا
Bahar geçiyor gülüm gel sen aşkı seçalım
بهار ــ گېچییور ــ گـُلۉم ــ گېل ــ سېن ــ اشکۉ ــ سېچالۉم
Aşk şerefle birlikte cennete biz uçalım
اشک ــ شرف له ــ بیرلیکته ــ جنته ــ بیز ــ اۉچالۉم
Bilinçliden dolayı yürek seni istiyor
بیلینچلیدېن ــ دۉلاییۉ ــ یۉره ک ــ سېنی ــ ایستییور
Aşka tapmış bu sarhoş aşkla bahtı açalım
اشکه ــ تاپمۉش ــ بو ــ سارهوش ــ اشک له ــ باختۉ ــ آچالۉم
Aşk yaşamı Firdevs’tir iki yürek içinde
اشک ــ یاشامۉ ــ فردوس تیر ــ اېکی ــ یۉره ک ــ ایچینده
Fantezi alanında Cennetten gül seçalım
فانتېزی ــ آلانۉندا ــ جنتتېن ــ گـُل ــ سېچالۉم
Tutuştur ateşi sen ki aşk perdeyi açmış
توتوشتور ــ آتېشی ــ سېن ــ کی ــ اشک ــ پرده یی ــ آچمۉش
Flört zamanı şimdi aşk bahçeye uçalım
فلۉرت ــ زامانو ــ شیمدی ــ اشک ــ باعچه یه ــ اۉچالۉم
Fıstıkların şekeri o dudaklar bal satar
فۉستۉکلارۉن ــ شېکېری ــ اۉ ــ دوداکلار ــ بال ــ ساتار
Param yalnız canımdır gel bu yolu seçalım
پارام ــ یالنۉز ــ جانۉمدۉر ــ گېل ــ بو ــ یۉلو ــ سېچالۉم
Hicran zamanı bitsin aşk için heves gelsin
هجران ــ زامانۉ ــ بیتسین ــ اشک ــ اِیچین ــ هوس ــ گېلسین
Ben canı aşka koydum aşk bahçeye kaçalım
بین ــ جانۉ ــ اشکا ــ کۉیدوم ــ اشک ــ باعچه یه ــ کاچالۉم
6
Osmanlıca
عثمانلۉجا
Vefa şarkısı çalmaz aşk esinti olmasa
وېفا ــ شارکۉسۉ ــ چالماز ــ اشک ــ اِېسینتی ــ اۉلماسا
Bahar Agresif olmaz aşk sevgiden dolmasa
بهار ــ آگرېسیف ــ اۉلماز ــ اشک ــ سېوگیدېن ــ دۉلماسا
Deniz dalgası bilir Aşığın sevdasını
دېنیز ــ دالگاسۉ ــ بېلیر ــ آشۉعۉن ــ سېوداسۉنۉ
Fırtınaya teslim o aşk rahîm kılmasa
فۉرتۉنایا ــ تېسلیم ــ اۉ ــ اشک ــ رحۉم ــ کۉلماسا
Güzel bülbül çiçeği bir hevestir yüreğe
گۉزهل ــ بـُلبـُل ــ چیچه یی ــ بیر ــ هوّستیر ــ یۉره یه
Bir gurur rüzgârıdır gül Baharda solmasa
بیر ــ گورور ــ رۉزگارۉدۉر ــ گـُل ــ بهاردا ــ سۉلماسا
Göğsümün iç çekişi siyah bahtın hüneri
گـُۉسۉمۉن ــ ایچ ــ چیکېشی ــ سیاه ــ باختۉن ــ هنری
Çılgınlığımın sırrı şans yaşımı dolmasa
چۉلگۉنلۉهمۉن ــ سۉررۉ ــ شانس ــ یاشۉمۉ ــ دۉلماسا
Ey gençliğimin zulmü bırakmadın bir çiçek
اې ــ گېنچلیېیمین ــ ظـُلمۉ ــ بۉراکمادۉن ــ بیر ــ چیچېک
Gül arayan zavallıyım ölürüm yar olmasa
گـُل ــ ارایان ــ زاواللۉیوم ــ اۉلۉرۉم ــ یار ــ اۉلماسا
Şimdi soru şu: Dünyada bir dildeki her kelimenin seslerini %100 yazabilen bir alfabe var mı? Cevap: Hayır mantıksal olarak imkânsızdır. Alfabede harfler sabittir ama dil hareket eder. Çünkü dil insan toplumunda değişir ve her toplumsal değişimden etkilenir. Bir dile her yeni kelime eklendiğinde, dile güçlü bir edebiyat hâkim olmadığı sürece alfabeden uzaklaşır. Bunun nedeni de şudur: Her alfabede yazı biçimi okuma biçiminden biraz farklıdır. Eğer edebiyat güçlü olmazsa, bu fark artacaktır. Benim %50 öğretme sözü verdiğim mantık bu, ikinci %50'yi ise kendi eğitiminizden ve tecrübenizden öğrenmelisiniz. Yani dil hareket eder, alfabe sabittir, her alfabede yazma ve okuma arasında fark vardır, dolayısıyla her alfabenin sırrı ve mantığı kişisel deneyimle öğrenilebilir. Alfabenin sırrını ve mantığını öğretmeye çalışıyorum. Alfabenin gizemini ve mantığını bilmede "ünlü harflerin hareketleri, ağırlıkları ve müziği merkezi bir rol oynar." Bir kişi sesli harflerin "gizemini ve mantığını" anlarsa, %50 oranında okuma ve yazmayı öğrenecektir.
Türk dilleri şekil olarak farklı olsa da mantık olarak aynıdır. Osmanlı alfabesini öğrenmenin en iyi yolu Türk Latin tecrübesinden yardım almaktır ve benim öğretme yöntemim de bu mantığa dayanmaktadır.
7
Osmanlıca
عثمانلۉجا
Lale tarlam yandı gülüm yanımdan gitti
لاله ــ تارلام ــ یاندۉ ــ گـُلۉم ــ یانۉمدان ــ گیتتی
Gülsüz oldu revanim bahar kokusu yitti
گـُلسۉز ــ اولدو ــ رېوانیم ــ بهار ــ کوکوسو ــ ېیتتی
Müjde haberi gelmez ümitsiz esintide
مـُژده ــ خبری ــ گېلمز ــ اُمیدسیز ــ اېسینتیده
Üzüntüm çiçek açmış Istırap bunu etti
اۉزونتۉم ــ چیچېک ــ آچمۉش ــ اِستوراپ ــ بونو ــ ېتتی
Bağlantı kurmak için dilemek dilek olmuş
باعلانتۉ ــ کورماک ــ اِیچین ــ دیلهمېک ــ دیلېک ــ اولموش
Nefes alamıyorum ümidim toptan bitti
نفس ــ الامۉیوروم ــ اُمیدیم ــ توپتان ــ بیتتی
Yükselmiyor sedir ham hayalim içinde
یۉکسېلمییور ــ سېدیر ــ حام ــ حایالیم ــ اِیچینده
Çalıyor ümitsizlik bu hayal incitti
چالۉیور ــ اُمیتسیزلیک ــ بو ــ حیال ــ اینجیتتی
Aynanın yansıması siyah bahtı yansıtır
آینانۉن ــ یانسۉماسۉ ــ سیاه ــ باختۉ ــ یانسۉتۉر
Derdim büyüktür Allah sevdiğim gülüm gitti
دردیم ــ بۉیۉکتۉر ــ الله ــ سېودییم ــ گـُلۉم ــ گیتتی
Soru: Latincede "ümidim", Osmanlı alfabesinde "اُمیدیم"
Osmanlı alfabesinde neden "الف" harfiyle başlıyor?
Cevap: İnsanın ciğerlerinden dışarı atılan hava ses çıkarır, sessiz bir harfin sesiyle başlar. Yani yazıda sesli harfle başlayan her kelime, telaffuzda sessiz harfle başlar. Bu mantıkta iki yöntem var. Ya sesli harf sessiz bir harfe dönüşür ya da çok ince bir ses eklenir. Bazen Osmanlı alfabesinde kelime başına eklenen "الف" harfi yardımcı ses haline gelir. Yani, bağımsız "الف" sesi kaybolur.
8
Osmanlıca
عثمانلۉجا
Çevikliği yakalayan kalp derdidir rüzgârda
چېویکلېی ــ یاکالایان ــ کالپ ــ دېردیدیر ــ رۉزگاردا
Huzursuz ruhum olmuş kışı veren baharda
حوضورسوز ــ روحوم ــ اولموش ــ کۉشۉ ــ وېرېن ــ بهاردا
İç çekişim acıdır akşam şafağa kadar
ایچ ــ چېکیشیم ــ اجودور ــ اکشام ــ شافاغا ــ کادار
Umutsuz yüreğimle balık oldum kavar’da
امُیتسوز ــ یۉره ېیم له ــ بالۉک ــ اولدوم ــ کاواردا
Herkese Nevruz günü yalnız çiçeksizim ben
هرکسه ــ نۉروز ــ گۉنۉ ــ یانلۉز ــ چیچېکسیزیم ــ بېن
Gece yıldızım nerde? Baharda günüm karda
گېجه ــ یۉلدۉزۉم ــ نېرده ــ بهاردا گۉنۉم ــ کاردا
Ayrılık acısıyla besleniyor yüreğim
آیرۉلۉک ــ اجۉسۉیله ــ بېسله نیور ــ یۉره ېیم
Hicran gecelerinde ruhum sıkışmış darda
هیجران ــ گېجه لرینده ــ روحوم ــ سۉکۉشمۉش ــ داردا
Yeryüzünden yükseldi figanımdan acılar
یېریۉزۉندېن ــ یۉکسلدی ــ فیغانۉمدان ــ اجۉلار
Bıraktı ümit beni düştüğüm yer gaddarda
بۉراکتۉ ــ اُمیت ــ بېنی ــ دۉشتویوم ــ یېر ــ گادداردا
9
Osmanlıca
عثمانلۉجا
Münzevilerin içinde dünyadan boşluk vardır
مۉنزوی لرېن ــ ایچینده ــ دنیادان ــ بوشلوک ــ واردۉر
Ben ki aşka tapanım aşk bana giriftardır
بېن ــ کی ــ اشکا ــ تاپانۉم ــ اشک ــ بانا ــ گیریفتاردۉر
Menekşe hasretinden nefesim kesiliyor
مېنېکشه ــ حاسرتیندېن ــ نفسیم ــ کېسیلییور
O ki benden anlamaz anlasa nefes yardır
او ــ کی ــ بېندېن ــ انلاماز ــ انلاسا ــ نفس ــ یاردۉر
Gelmezse aşk Vizyonla hayat hikâyesizdir
گېلمزسه ــ اشک ــ ویزیون له ــ حیات ــ حکایه سیزدیر
Olmasa seher mumu yaşam gülsüz Gül’zar'dır
اولماسا ــ سحر ــ مومو ــ یاشام ــ گـُلسۉز ــ گـُلزاردۉر
Bir fincan mey hayattır içelim yaşam diye
بیر ــ فینجان ــ می ــ حیاتتۉر ــ ایچه لیم ــ یاشام ــ دېیه
Hayatın bardağı aşk çünkü güzel Gülnar’dır
حیاتۉن ــ بارداغی ــ اشک ــ چۉنکۉ ــ گۉزهل ــ گـُناردۉر
Sarhoşun türlüsünü aşk çemeninden gördüm
سارهوشون ــ تۉرلۉسۉنۉ ــ اشک ــ چېمېنیندېن ــ گۉردۉم
Hazan sertinde ağaç kurduğu bahardır
حازان ــ سېرتینده ــ آهاچ ــ کوردیویی ــ بهاردۉر
10
Osmanlıca
عثمانلۉجا
Hayat baharı ey gönül kuyumcu efsanesi
حیات ــ بهارۉ ــ اې ــ گۉنۉل ــ کویومجو ــ اېفسانه سی
Hazinesinde aşk olan sevginin meyhanesi
حازینه ــ سینده ــ اشک ــ اولان ــ سېوگی نین ــ میحانه سی
Kalpleri tatmin edecek dostluk ağacı dikelim
کالپلېری ــ تاتمین ــ اېدېجېک ــ دوستلوک ــ آهاجۉ ــ دیکه لیم
Mecnun’a gülleri serpen bu kalbin şahanesi
مجنونه ــ گـُللېری ــ سېرپېن ــ بو ــ کالبین ــ شاهانه سی
Nesrin gibi bu bülbül yüz çiçek gül taşıyor
نېسرین ــ گیبی ــ بو ــ بـُلبُل ــ یۉز ــ چیچېک ــ گـُل ــ تاشۉییور
Aşkla sana tapandır bu aşkın divanesi
آشک له ــ سانا ــ تاپاندۉر ــ بو ــ آشکۉن ــ دیوانه سی
Aşk ayak öpücüne ulaştı âşık yürek
اشک ــ آیاک ــ اۉپوجۉنه ــ اولاشتۉ ــ عاشۉک ــ یۉره ک
Kalp kapıda her zaman aşk vardır bir tanesi
کالپ ــ کاپۉدا ــ هر ــ زامان ــ اشک ــ واردۉر ــ بیر ــ تانه سی
Bıktım kuru sözlerden aşkla Kelemler olsun
بۉکتۉم ــ کورو ــ سۉزلردېن ــ آشک له ــ کېلېم لر ــ اولسون
Aşk rüzgârın kokusu yaşamın meyhanesi
اشک ــ رۉزگارۉن ــ کوکوسو ــ یاشامون ــ میحانه سی
11
Osmanlıca
عثمانلۉجا
Mutluluğun cevheri her zaman senle olsun
موطلولوعون ــ جېوهری ــ هر ــ زامان ــ سېن له ــ اولسون
Çiçekler gibi her yıl misk kokudan dolsun
چیچېکلر ــ گیبی ــ هر ــ یـُېل ــ میسک ــ کوکودان ــ دولسون
Kafamızın içinde aşkın düşüncesi var
کافامۉزۉن ــ ایچینده ــ اشکۉن ــ دوشونجه سی ــ وار
Bu rüzgâr her geçen gün altın mücevher bulsun
بو ــ رۉزگار ــ هر ــ گېجه نگۉن ــ آلتۉن ــ موجېوهر ــ بولسون
Senin caziben olmayan her güzel göz bir hiçtir
سېنین ــ جازیبېن ــ اولمایان ــ هر ــ گۉزهل ــ گۉز ــ بیر ــ هیچ ــ تیر
Gözyaşı mücevheri bu aşka senle gülsün
گۉزیاشۉ ــ مۉجوهری ــ بو ــ اشکا ــ سېن له ــ گۉلسۉن
Şafak vakti hayali aşkın esintisidir
شافاک ــ واکتی ــ حایالی ــ اشکۉن ــ اېسینتیسیدیر
Bakışların Cihangir derdi ruhumdan yolsun
باکۉشلارۉن ــ جهانگیر ــ دېردی ــ روحومدان ــ یولسون
Ayrılık cezasında yeterince yaşadık
آیرۉلۉک ــ جېزاسۉندا ــ یېتیرینجه ــ یاشادۉک
Aşkın coşkusu güzel güzel etkiden dolsun
آشکۉن ــ جوشکوسو ــ گۉزهل، گۉزهل ــ اېتکی دېن ــ دولسون
12
Osmanlıca
عثمانلۉجا
Fikrini unut ey yar sözünde ihanet var
فیکرینی ــ اونوت ــ اې ــ یار ــ سۉزۉنده ــ حیانت ــ وار
Tanık şirin gözlerdir sonunda ahiret var
تانۉک ــ شیرین ــ گۉزلېردیر ــ سونوندا ــ آحیرت ــ وار
Suskun fıstık şekere bu yürek feda olsun
سوسکون ــ فۉستۉک ــ شېکېره ــ بو ــ یۉره ک ــ فېدا ــ اولسون
Anla sen bu nimeti dürüstlükte lezzet var
آنلا ــ سېن ــ بو ــ نیمعتی ــ دۉرستلۉکتا ــ لېذت ــ وار
Âşık kanı kadehten kendi caninden içer
آشۉک ــ کانۉ ــ کادحېتېن ــ کېندی ــ جانیندېن ــ ایچهر
Görünüş cilvesinden değerli saadet var
گۉرونۉش ــ جیلوه ــ سیندېن ــ دېهرلی ــ سعادېت ــ وار
Sarhoş nergis gözlerin yüreğimi okşuyor
سارهوش ــ نېرگیس ــ گۉزلېرین ــ یۉره یمی ــ اوکشویور
Kötümser olma canım belki aşka nimet var
کۉتۉمسېر ــ اولما ــ جانۉم ــ بلکی ــ اشکا ــ نیمعت ــ وار
Soygun öpücüklerden arınsın dudakların
سویگون ــ اۉپوجۉکلردېن ــ آرۉنسۉن ــ دوداکلارون
Gül suyu tedavisi aşkta hassasiyet var
گـُل ــ سویو ــ تعداویسی ــ اشکتا ــ احساسییت ــ وار
13
Osmanlıca
عثمانلۉجا
Hüzün acısından damağım zehir oldu
حُۉضۉن ــ اجۉسۉندان ــ داماغۉم ــ زهیر ــ اولدو
Aşksız oldu hayatım baharım karla doldu
اشکسۉز ــ اولدو ــ حیاتۉم ــ بهارۉم ــ کارلا ــ دولدو
Mutlu o günlerimin çağrısını hatırla
موطلوع ــ او ــ گۉنلېریمین ــ چاعرۉسۉنۉ ــ حاطۉرلا
O günler Geri gelmez sensizlik saçı yoldu
او ــ گۉنلېر ــ گیری ــ گېلمېز ــ سېن سیزلیک ــ ساچۉ ــ یولدو
Gözlerimin önünde sürekli tasvirin var
گۉزلېریمین ــ اۉنۉنده ــ سۉره کلی ــ تاصویرین ــ وار
Nehir olmuş gözlerim güller bahçede soldu
نېهیر ــ اولموش ــ گۉزلېریم ــ گـُللېر ــ باعچه ده ــ سولدو
Ah kusura bakma sen aşk benim imanımdır
آه ــ کوسوره ــ باکما ــ سېن ــ اشک ــ بېنیم ــ ایمانومدۉر
Güneşsiz her güzellik civan olmadan öldü
گۉنشسیز ــ هر ــ گۉزه لیک ــ جیوان ــ اولمادان ــ اۉلدۉ
Yaralı bu yüreğim önünde kalkan olsun
یارالۉ ــ بو ــ یۉره عیم ــ اۉنۉنده ــ کالکان ــ اولسون
Gel gülüm bu yüreğe hayatım zehir oldu
گېل ــ گـُلۉم ــ بو ــ یۉره عه ــ حیاتۉم ــ زهیر ــ اولدو
14
Osmanlıca
عثمانلۉجا
Kalbindeki düğümü çöz aşka selam ver
کالبینده کی ــ دۉعۉمۉ چۉز ــ اشکا ــ سلام ــ وېر
Yaşam incisi aşktır aşksız derbeder
یاشام ــ اینجیسی ــ اشکتۉر ــ اشکسۉز ــ دېربېدر
Hiçbir mühendis çözemez aşk düğümünü
هیچ ــ بیر ــ مهندیس ــ جۉزه مز ــ اشک ــ دۉعیۉمۉنۉ
Sevgi nezaket şartına bağlılık cevher
سېوگی ــ نېزاکېت ــ شارتونا ــ باعلۉلۉک ــ جېوهېر
Aşk rüzgârı sürdü bizi sıraya girdik
اشک ــ رۉزگارۉ ــ سۉردۉ ــ بیزی ــ سۉرایا ــ گیردیک
Ruhu birleştirdik aşktan aşk kendi yaver
روحو ــ بیرلېشتیردیک ــ اشکتان ــ اشک ــ کېندی ــ یاوېر
Hala tatlı dudakların özlemi aşktır
حالا ــ تاتلۉ ــ دوداکلارۉن ــ اۉزلیمی ــ اشکتۉر
Aşk rüzgârı estir bana sana ben çaker
اشک ــ رۉزگارۉ ــ اېستیر ــ بانا ــ سانا ــ بېن ــ چاکېر
Her akşamda parlak şimşek uçuyor benden
هر ــ آکشامدا ــ پارلاک ــ شیمشېک ــ اوچویور ــ بېندېن
Aşk rüzgârı tomurcuğun tümünü sever
اشک ــ رۉزگارۉ ــ تومورجوعون ــ تۉمۉنۉ ــ سېوېر
Tezahür olmuş çehreye bakma sevgilim
تېظاهر ــ اولموش ــ چهره یه ــ باکما ــ سېوگیلیم
Aşkla giyinmiş tabiat Değerli gevher
اشک له ــ گیعین میش ــ طعبیت ــ ده یهرلی ــ گېوهېر
15
Osmanlıca
عثمانلۉجا
Acımıza çare yok gel birer cam içelim
اجۉمۉزا ــ چاره ــ یوک ــ گېل ــ بېریر ــ جام ــ ایچه لیم
Aşk ilaçla azizim yeni hayat biçelim
اشک ــ اِعلاچ له ــ عزیزیم ــ یېنی ــ حیات ــ بیچه لیم
Hayat mudarebede ruhumuzu Yıprattık
حیات ــ مودارېبه ده ــ روحموزو ــ یۉپراتتۉک
Aşkımız ki sermaye gel bu aşkı ölçelim
اشکۉمۉز ــ کی ــ سېرمایه ــ گېل ــ بو ــ اشکۉ ــ اۉلچه لیم
Ruh, kalp, kadeh şarap bu yolda elbisedir
روح ــ کالپ ــ کاداح ــ شراپ ــ بو ــ یولدا ــ البسه دیر
Acı çekilmez bizden inadına içelim
اجۉ ــ چېکیلمېز ــ بیزدېن ــ اینادۉنا ــ ایچه لیم
Cevahir başımda Taç akıl esintisinden
جېواهیر ــ باشۉمدا ــ تاچ ــ عقـُل ــ اېسینتی سیندن
Mücevher ki aşktır gel bu yola geçelim
مۉجوهر ــ کی ــ اشکتۉر ــ گېل ــ بو ــ یولا ــ گېچه لیم
Hayat arayan bizler öpücük pahasına
حیات ــ ارایان ــ بیزلېر ــ اۉپوچۉک ــ پاهاسۉنا
Özverili adalet ümit gömlek seçelim
اۉزوېریلی ــ عدالت ــ اُمید ــ گۉملېک ــ سېچه لیم
16
Osmanlıca
عثمانلۉجا
Bencil olma sevgilim aşk ki kutsal kurumdur
بېنجیل ــ اولما ــ سېوگیلیم ــ اشک ــ کی ــ کوتسال ــ کورومدور
Gözlerin aldatması sihirli uçurumdur
گۉزلېرین ــ الداتماسو ــ سحرلی ــ اۉچورومدور
Rüzgâr esse saçlara sarhoş ediyor beni
رۉزگار ــ اېسسه ــ ساچلارا ــ سارهوش ــ اېدییور ــ بېنی
Kaşlarının sunağı aşk bahçede konumdur
کاشلارۉنۉن سوناغۉ ــ اشک ــ باعچه ده ــ کونومدور
Aşkın panosunu seviyorum hayatta
اشکۉن ــ پانوسونو ــ سېوییوروم ــ حیاتتا
Vizyon cazibesi sarhoşludan yorumdur
ویزییون ــ جاذیبه سی ــ سارهوشلودان ــ یورومدور
Aşka ilgimiz varsa kıştan bahar yaratır
اشکا ــ ایلگیمیز ــ وارسا ــ کۉشتان ــ بهار ــ یاراتۉر
Birlikte içmek için bir kavanoz durumdur
بیرلیکته ــ اِیچمېک ــ ایچین ــ بیر ــ کاوانوز ــ دورومدور
Açgözlü kalptan gelse eğlencedir hayatta
آچگۉزلۉ ــ کالپتان ــ گېلسه ــ اېلېنجه دیر ــ حیاتتا
Çünkü aşka tapınmak sevdalı bir burumdur
چۉنکۉ ــ اشکا ــ تاپۉنماک ــ سېودالۉ ــ بیر ــ بورومدور
Ay güneş ışığında bana aç aşk yüzünü
آی ــ گونېش ــ اِشعۉندا ــ آچ ــ اشک ــ یۉزۉنۉ
Parlayan o gözlerin bu hayatta yurdumdur
پارلایان ــ اۉ ــ گۉزلېرېن ــ بو ــ حیاتتا ــ یوردومدور
17
Osmanlıca
عثمانلۉجا
Ah sessiz rüzgârım mesaj ilet Nigar'a
آه ــ سېسسیز ــ رۉزگارۉم ــ مېساژ ــ اِیلېت ــ نیگارا
Şeker kökenli çiçek göz atsın sarhoş yara
شېکېر ــ کۉکېنلی ــ چیچېک ــ گۉز ــ آتسۉن ــ سارهوش ــ یارا
Vefa esinti aşkta bal kaymak tatlıdır
وېفا ــ اېسینتی ــ اشکتا ــ بال ــ کایماک ــ تاتلۉدۉر
Mest olmuşum bu aşktan eğilmiş baş Gül’zar’a
مېست ــ اولموشوم ــ بو ــ اشکتان ــ اېیلمیش ــ باش ــ گـُلزارا
Gül suyu bardağından aşk ki şerbet içmiştir
گـُل ــ سویو ــ بارداعیندان ــ اشک ــ کی ــ شېربېت ــ ایچمیشتیر
Cana yoldaş olması bir çiçektir bahara
جانا ــ یولداش ــ اولماسۉ ــ بیر ــ چیچېکتیر ــ بهارا
Pembe yüzlü ey bahar unuttuğunu söyleme
پیمبه ــ یۉزلۉ ــ اې ــ بهار ــ اونوتتوعینو ــ سوېله مه
Hikmet hesabında var ilet mesaj Nigar’a
حیکمېت ــ حسابۉندا ــ وار ــ ایلېت ــ مېساژ ــ نیگارا
Can sıkılan Aşığa kar beyaz ölüm olur
جان ــ سۉکۉلان ــ آشوغا ــ کار ــ بېیاض ــ اۉلۉم ــ اولور
Haber gelmese yardan av gelmez şikâra
خبر ــ گېلمه سه ــ یاردان ــ آو ــ گېلمز ــ شیکارا
18
Osmanlıca
عثمانلۉجا
İşaret isteyen kalbim vefa kokusu nerde?
اِیشارت ــ ایستېیعن ــ کالبیم ــ وېفا ــ کوکوسو ــ نېرده؟
Gelmedi yardan haber aşkın türküsü nerde?
گېلمه دی ــ یاردان ــ خبر ــ اشکۉن ــ تۉرکۉسۉ ــ نېرده؟
Yumuşak tatlı lezzet gülümse gelse yardan
یوموشاک ــ تاتلۉ ــ لېذت ــ گـُلومسه ــ گېلسه ــ یاردان
Dansa inse dudaklar hayat öyküsü nerde?
دانسا ــ اینسه ــ دوداکلار ــ حیات ــ اویکوسو ــ نېرده؟
Üzgün olduğum hâli soylayamam kalbime
اۉزگۉن ــ اولدویوم ــ حالی ــ سویلایامام ــ کالبیمه
Şair perdeden sevdi aşkın dokusu nerde?
شاعر ــ پیرده دېن ــ سېودی ــ اشکۉن ــ دوکوسو ــ نېرده؟
Dikenlerden korkarsam çiçek eteğe gitmem
دیکېنلېردېن ــ کورکارسام ــ چیچېک ــ اِیته یه ــ گیتمېم
Bir canimi bin yaptım başka tutkusu nerde?
بیر ــ جانیمی ــ بین ــ یاپتۉم ــ باشکا ــ توتکوسو ــ نېرده؟
Sonuçsuz çileciliğin soğuk havası kokar
سونوچسوز ــ چیله چیلیعین ــ سووک ــ هواسو ــ کوکار
Aşk sıcağı gelmedi hafif uykusu nerde?
اشک ــ سۉجاغی ــ گېلمه دی ــ حافیف ــ اویکوسو ــ نېرده؟
İki lebi gülistan bal sunun çeşmesi
اېکی ــ لیبی ــ گـُلیستان ــ بال ــ سونون ــ چېشمه سی
Hayatimi kaydırdım sevgi kokusu nerde?
حیاتیمی ــ کایدۉردۉم ــ سېوگی ــ کوکوسو ــ نېرده؟
19
Osmanlıca
عثمانلۉجا
Boğulan kalp hikâyesini anlatacağım acıdan
بوعولان ــ کالپ ــ حکایه سی نی ــ انلاتایۉم ــ اجۉدان
Dinleme sana kalmış dökülür yaracıdan
دینله مه ــ سانا ــ کالمۉش ــ دۉکۉلۉر ــ یاراجۉدان
Güzelliğin kıvılcımı almış beni bahardan
گۉزه للیعین ــ کۉولجۉمی ــ المۉش ــ بېنی ــ بهاردان
Kalpten gelen bu hadisat gülü vermiş bağcıdan
کالپتېن ــ گېلېن ــ حادیثات ــ گــُـلۉ ــ ویرمیش ــ باعجۉدان
Göz suyumun dertleri dinmiyor aşk yüzünden
گۉز ــ سویومون ــ دېرتلېری ــ دینمییور ــ اشک ــ یۉزۉندېن
Çiçek bahçelerinde duyulan aşk acıdan
چیچېک ــ باعچه لېریندېن ــ دویولان ــ اشک ــ اجۉدان
Aşk yolundan zavallı hazinem hayâlarımdır
اشک ــ یولوندان ــ زاواللۉ ــ حازینهم ــ حایالارومدۉر
Ölümcül hale gelmesi bu durumum avcıdan
اۉلمجۉل ــ حاله ــ گېلمه سی ــ بو ــ دوروموم ــ آوجۉدان
Aşk şarabı acı imiş bana versen ne olur?
اشک ــ شرابۉ ــ اجۉ ــ ایمیش ــ بانا ــ وېرسن ــ نه اولور؟
Kalbimin nazik yerine aşkı versen bağcıdan
کالبیمین ــ نازیک ــ یېرینه ــ اشکۉ ــ وېرسن ــ باعجودان
20
Osmanlıca
عثمانلۉجا
Sınırları aşan coşku sabrımdan geçti canan
سۉنۉرلارۉ ــ آشان ــ جوشکو ــ صابرۉمدان ــ گېچتی ــ جانان
İhsan’ın gözleriyle bak bana şirin sultan
احسانۉن ــ گۉزلېری له ــ باک ــ بانا ــ شیرین ــ سـُلطان
Bu derdin okunması canan için kolaydır
بو ــ دېردین ــ اوکونماسۉ ــ جانان ــ ایچین ــ کولایدۉر
Gelmedi senden haber bu hayat oldu yaman
گېلمه دی ــ سېندېن ــ خبر ــ بو ــ حیات ــ اولدو ــ یامان
Sevmiyorum yaşamı sensiz bu macerayı
سېومییوروم ــ یاشامۉ ــ سېنسیز ــ بو مهاجرایۉ
Aşktan vermedin gülü çiçeksiz halim duman
اشکتان ــ وېرمه دین ــ گـُلۉ ــ چیچېکسیز ــ حالیم دومان
Dost olmadan olmaz huzur susadım ben aşk için
دوست ــ اولمادان ــ اولماز ــ حضور ــ سوسادۉم ــ بېن ــ اشک ــ ایچین
Ne faydası var söyle, bana bakmazsan han
نه ــ فایداسی ــ وار ــ سۉیله ــ بانا ــ باکمازسان ــ خان
Ektiğim aşk toprağına iki gözümden akarsu
اېکتېیم ــ اشک ــ توپراعۉنا ــ اېکی ــ گۉزومدېن ــ اکارسو
Geriye dönüp bakarsam hikâye olmuş o an
گېری یه ــ دۉنۉف ــ باکارسام ــ حکایه ــ اولموش ــ او ــ آن
Çaresiz derviş yaprağı bahardan düşmüş toprağa
چاره سیز ــ دېرویش ــ یاپراعۉ ــ بهاردان ــ دۉشمۉش ــ توپراعه
Öyle ki buluşmaya can suyu vermemiş kağan
اۉیله ــ کی ــ بولوشمایا ــ جان سویو ــ وېرمه میش ــ کاهان
Hayat zinciri vahşi fırtınalı bir durum
حیات ــ زینجیری ــ وحشی ــ فورتونالۉ ــ بیر ــ دوروم
Bu derdimden acıyın baş eğildim sultan
بو ــ دېردیمدېن ــ اجۉیۉن ــ باش ــ اېیلدیم ــ سـُلطان
Oktay Aslan Rah Sevum